Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mutluluk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Adı: Alışveriş, Soyadı: Boşluk

Adı: Alışveriş, Soyadı: Boşluk Hafta sonunun rehaveti hâlâ üzerindeydi. Alarm çoktan çalmış, defalarca ertelenmiş ve sonunda adeta pes etmişti. Yatmaktan beli ağrımıştı. Pozisyonunu değiştirirken eli yastığının altındaki telefonuna uzandı. Aylin’in sabah rutini her zamanki gibiydi: Önce mesajlarını kontrol eder, ardından alışveriş sitelerinde gezinmeye başlardı. Onun için dinlenmek tam olarak buydu. Aylin, maaşını alır almaz çevrim içi alışveriş sitelerine girer, ihtiyacı olsun olmasın birçok şey sipariş ederdi. Kargolar geldikçe heyecanlanır, birkaç gün boyunca yeni kıyafetleri ve aksesuarlarıyla mutlu olurdu. Ancak bu mutluluk kısa sürer, yerini yeniden bir “ eksiklik ” duygusu alırdı. Dolabı, hiç giymediği ayakkabılar ve etiketi hâlâ üzerinde olan elbiselerle dolmaya başlamıştı. Yine de her seferinde kendine, “Bu sefer mutluluğu bulacağım.” diyerek alışverişe devam ediyordu. O sabah da elinde telefon, yatağından kalkmadan bir o yana bir bu yana dönüyor, sepetine yeni ürünler ekliyo...

Azlar Aslında Çok Mu?

Azlar Aslında Çok Mu? Aysel o sabah işe gitmek üzere uyandığında her yerin bembeyaz karlarla kaplı olduğunu gördü. Tadı kaçmıştı biraz ama hazırlanıp hızlıca çıktı evden. Bir yandan karda kaymamaya çalışırken bir yandan da işe geç kalmamak için acele ediyordu. Dikkatlice durağa doğru yürürken, “Tam da yağmak için topuklu ayakkabı giymek zorunda olduğum günü buldu bu kar...” diye söylendi. İşyerinde yurtdışından gelen misafirlerle toplantısı vardı o gün. O yüzden çok da kar için uygun giyinememişti.  Üstelik otobüsler de geç gelecekti şimdi.  Durağa geldiğinde, ondan önce gelen kalabalığın arasına sıkışmaya çalıştı. Ama herkes tentenin altına girmek istediği için maalesef dışarıda kalmıştı.  O ara paltosunun üzerine düşen bir kar tane sine ilişti gözü. Başını yukarı kaldırıp gökyüzü ne baktı. Sanki gökyüzünden kar tanecikleri onu mutlu etmek için yüzüne konuyorlardı. Bir tebessüm belirdi yüzünde ilk defa bu sabah. Tekrar başını indirip durakta kendisi gibi bekleyen insanla...

O’nunla Bağlan Hayata!

O’nunla Bağlan Hayata! Modern dünya insanının en büyük korkularından biri yalnız kalmak ve bağlantısızlık... İnsan bağlantı kurdukça güçlenen bir yapıda dizayn edilmişken bağ kurmamak insanı zayıf bırakır. Bilimsel araştırmalar da uzun süren yalnızlığın beyin hücrelerine iyi gelmediğini ortaya koyuyor. İlişki kurdukça kuvvetlenen beyin, ilişki kurulmadığında da körelme yaşıyor.  İnsan nasıl ilişki kurar? Çocuk sevgi, bakım gibi ihtiyaçlarını anneden alırken, anne ise sevgi ve anne olma duygusunu ondan alır. Bir karı koca aslında imkanlarını takas ederler. Bir patron ile çalışan imkanlarını takas ederler. Patron kendindeki para ile çalışanının bilgi ve zamanını takas eder.  Karşımızdaki insanla bir imkanımızı paylaşmak ve ondan bir karşılık beklemek olağan bir insan davranışıdır. Ancak en kalitelisi ondan bir karşılık beklemeden yapmaktır. Aslında bizler buna meyilli yaratıldık. Araştırmalar, gönüllülük ve karşılıksız iyilik yapma gibi davranışların beyindeki mutluluk merkezle...

İnsan Seçimlerini Yaşar

İnsan Seçimlerini Yaşar Sen derslerine çalış, okulunu oku, başka bir şey istemem... İyi bir meslek sahibi ol, gözümüz arkada kalmasın... Mesleğini eline al, sonra evliliği düşünürsün... Sonrası malum... Yok mu kimse anlaştığın? Çocuk sahibi olacağın yaşlar da geldi... Peki gerçekte sen ne istiyorsun?  Seni sen yapan değerlerin neler?  Yaşamını inşa ettiğin seçim lerin? Peki ya mutluluk nedir, İnsan nasıl mutlu olur? *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık"  ve  "Başarı Psikolojisi"  programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur.  "Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır." ***

Tükenmişlik Sendromu

Tükenmişlik Sendromu ‘Tükenmişlik sendromu’ güncel yaşamın içinde sık sık duyduğumuz bir kavram oldu değil mi...  Peki neden kaynaklanıyor? İnsan neden tükenmiş hisseder? Ne zaman hiç bir şeye gücünün kalmadığını  düşünür? Tükenmişliğin tükettiklerimizle çok yakın bir ilişkisi var. İnsan tüketerek mutlu olacağını zanneder. Alışverişle, yeme içmeyle, gezmeyle, biraz daha alışverişle...  Ama bir bakar ki yanılmış.. Tükettikçe mutsuzluğu artmış. Burada bir sır var. Demek ki bilinenin aksine  insan tüketince mutlu olmuyor. Ürettikçe ışıldıyor. O yüzden şimdi ayağa kalkma ve bir işe koyulma  zamanı. Gerçek mutluluk arayanlara duyurulur! *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık"  ve  "Başarı Psikolojisi"  programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha...

Daha Fazlası

Daha Fazlası Hepsi onun olsun. En iyilerin en iyileri… Ne istiyorsa, daha, daha da fazlası… Annesi onu sevsin en çok, Babası en kocaman hediyeyi ona alsın. Anneannesi çöreğin en büyüğünü ayırsın. Öğretmeni daha çok takdir etsin yaptıklarını. Arkadaşları  gözünün içine baksın. Takım kaptanı o olsun, bütün golleri o atsın. Az yorulsun ama çok kazansın. Onun yavrusu en harikası olsun. En zeki, en marifetli, en aslan parçası… Torunu, eşi, sülalesi… Hepsinin en iyileri olsun ondan dolayı… Yaşadığı aşka masal kahramanları iç geçirsin, kıskansın… Her gün artsın tutkusu… Her yeni gün, hayran kalınacak yeni bir özelliği keşfedilsin. İlişkinin heyecanı hep artsın, hiç bitmesin… Peki, daha fazlası olunca daha mutlu olur mu insan? Bayramda ağzına attığın ilk baklava dilimi mi güzel, sonrakiler mi? Bir arabası varken bir mutluysa insan, 5 arabası olunca 15 mutlu olur mu? 8 çocuğu olan iki çocuğu olandan daha mı mutlu? Ağacı daha fazla sulayınca daha fazla büyüyor mu ki, İnsanın mutluluğu da bi...

Basite inmek mi, çıkmak mı?

Basite inmek mi, çıkmak mı? O gün de bir koşuşturmayla bitmişti. Hande masasını toparlayıp ofisten ayrılmak üzereydi. Buluşmayı düşününce heyecanlandı. Bu heyecanın sebebi buluşacağı kişi değil, duyacakları olduğunu biliyordu. Hukuk bürosunda çalışmaya yeni başlamıştı. İşleri çok yoğundu. İncelemesi gereken dava ve dosyalar bir türlü azalmıyordu. Başını kaşıyacak zamanı olmuyordu bazı günler. Bugün ofise yemek ısmarlamak yerine karşıda yeni açılan sandviç dükkanına gitmeye karar verdi. Biraz nefes almak, biraz da işlerden uzaklaşmak istemişti.  Dükkân; ufak, sade ama çok şirin bir yerdi. Sandviçleri ekşi mayalı ekmekten, içindekiler ise organik üretimdi. Tam Hande’nin sevdiği gibi…  Sahibi oldukça sevimli, hoş sohbet bir bayandı. Hande ne kadar mantıklı, tutarlı konuşuyor diye düşündü içinden. Konu tam " Hayattaki başarı " üzerine gelmişti ama Hande ofise dönmek zorundaydı. Telefonunu aldı dükkân sahibi Selin hanımın. Akşam sekizden sonra buluşup bu güzel sohbete devam etmek ...

Neredesin Mutluluk?

Neredesin Mutluluk? Mutluluk neydi ki... İçinde kelebeklerin uçuşması mı? Ayaklarının yerden kesilmesi mi? Baktığın her şeyde güzellikler görüp ruhunun huzurla dolması mı? Semiha çocukluğundan beri bu kavram üzerinde düşünürdü. Annesiyle yaptığı sohbetlerin en sevdiği konusuydu. Annesine hep çocukluğunu, gençliğini, nelerin onu mutlu ettiğini sorar, masal dinler gibi dinlerdi. Bazen şaşkınlıkla, bazen merakla ama çoğu zaman keyifle… Misafire çayın yanında kaymaklı tatlı ikram edebilmek mutluluktu mesela. Her pazar akşamı başka bir komşuda toplanıp sohbet etmek… Oyunlar oynamak... Annesi büyüklerin oynadığı oyunları özlemle anlatırdı.  Semiha’nın aklı almazdı kocaman kadınların, yetişkin erkeklerin oyun oynamasını. Annesi ise “Ne çok eğlenirdik…” diyerek hatırlardı. O eski fotoğraflara bakarken dikkatini evlerde çok az eşya olması çekerdi hep. “ O zamanlar sadece ihtiyacımız olan eşyaları alır, evin süslemesini bile yine kullandığımız eşyalarla yapardık canım kızım. ’’ demişti annes...

Çeyiz Listesi

Çeyiz Listesi Tarık'la üniversitenin ilk günü tanışmışlardı. O zamandan bu yana da hiç ayrılmamışlardı. Mezuniyet, iş bulma, kariyer derken evliliğe sıra gelmemişti. Tarık, Handan'a evlenme teklif etmeye karar verdi. Uzun düşünceler ve araştırmaların sonunda bir organizasyon şirketi ile anlaşarak teknede evlilik teklif etmeye karar verdi. O akşam sevdikleri arkadaşları da onlara katılacaktı. Güller, kemancılar ve güzel bir yemek eşliğinde boğaza karşı evlenme teklif etti. Handan "Evet, yaşasın biz evleniyoruz" çığlıklarıyla bu teklifi kabul etti. Handan o sevinç içinde "Eyvah! Şimdi nasıl olacak" diye düşünmeden edemiyordu. Çünkü Tarık'a kalırsa hemen evlenelim istiyordu. Handan'a göre yapılacak, alınacak o kadar çok şey vardı ki. Günlerce araştırdı, her evlilik öncesi olduğu gibi kız isteme, söz, nişan, düğün bunların hepsi bir hazırlık gerektiriyordu. Tabi bir de alınacak onca şey... İnternette o kadar çok "çeyiz listesi" vardı ki. Arama...

Yeter Artık

Yeter Artık Güneş, turuncu ve pembenin en güzel tonlarıyla yavaş yavaş batıyordu. Aytaç ailesi, akşam yemeğine davetlilerdi. Yola çıkacakları saat geçmesine rağmen küçük oğulları Emrah’ı ikna edemiyorlardı. Elindeki tableti bırakmamak için yine çığlık çığlığa ağlamıştı. Aile çaresizce artık bir uzvu haline gelen tableti elindeyken üzerini giydirmeye çalıştı, bir yandan da sakinleşmesi için uğraştılar. Sonunda üzerini giydirmeyi başardılar ama epeyce geç kalmışlardı. Yaklaşık bir saatlik çaba sonunda arabaya binebilmişlerdi. Emrah arka koltuğa yerleşir yerleşmez tabletine yeniden gömülmüştü. Annesi, dikiz aynasından Emrah’a bakınca gözündeki yaşın kuramadığını fark etti.  O an bebekliği geldi aklına. Ateşlenmesi, gazı nedeniyle ağlamaları ama bu ağlaması onlar gibi değildi. Annenin içine bir acı oturdu, tam geçmişe dalmıştı ki eşinin ‘’geldiiiik!’’ demesiyle irkildi. Geç de olsa gidecekleri yere ulaşmışlardı. Her zamanki gibi Emrah tabletine öyle dalmıştı ki babasının; ‘’Hadi geldik...