Sır Bakıp Geçtiklerimizdeyse? İnsana bazen en küçük olan algılattırılır… Aniden gözü ona kayar, oysaki gündem hiç o değildir bile… Halı üzerindeki küçük bir pirinç tanesi, Merdivenlerdeki küçük bir kağıt parçası, Yere düşen bozuk kuruş para, Bitmemiş ama az kalmış diye kenara atılmış bir kalem... Sayfası bitmemiş bir defter… Küçük Karşısında Eğilmek Zor Gelir… Eğilip almaya değer değildir o küçük şey ve insan ondan göz çeker… Bitmeyen kalemi, bitmeyen sayfayı bir kenara atar da yeni başlangıçlar için; Yeni bir sayfa açar, yeni bir kalemle başlar… Oysa bitmemiş bir hikaye vardır ortada… Kalemin hikayesi... 3-5 satırı boş defterin hikayesi... Bitmemiş bir hikaye varken ortada, yenisi nasıl yazılır ki insana? Aza hürmet etmezken; Yeni başlangıçlar nasıl kolaylaştırılır? Masada kırıntısı kalmış ekmeğin hakkını veremezken, Nasıl hak ederiz rızkımızda Halil İbrahim bereketini, "Oysaki küçüğe hürmet edip onu küçük görmeyenlerin hakkıdır bereket"... O kuruşa hakkını verenin, O küçük ...
Dününden daha iyi olmak isteyen herkes için…