Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İlişki etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Uyumlu İlişkiler

Uyumlu İlişkiler Selin açtı penceresini, sabahın o temiz havasını içine çekti. "Bugün hava ne kadar da güzel, bir yürüyüşe mi çıksam?" diye düşündü. Tam o sırada aklına büyük halası gelmişti. "Tüh ya Naciye halam da geçenlerde beni aramıştı hiç ziyarete gelmiyorsun diye." Selin, halasıyla pek anlaşamazdı. Kendisi hayatını 3-5 kelimeyle idame ettirebilirken halası hiç onun gibi değildi. Konudan konuya atlayıp her şey hakkında konuşabilirdi. Bu yüzden onu ziyaret etmek Selin'e hep zor gelirdi. Selin bunları düşünürken bir yandan da "Yaşlıca kadın, sıkılmıştır şimdi, gideyim az onu dinleyeyim" diye içinden geçirdi. Onun için bu ziyaret sohbet etmekten daha çok halasını dinleyip geldiği bir şeydi. Üstünü giyinip evden çıktı. Yol üstünden sıcak simit alıp çaldı halasının kapısını... Hoş geldin... "Canım kızım hoş geldin, ne çok özlettin kendini. Niye sık sık gelmiyorsun ki, senin rahmetli babanda böyle gidip gelmezdi çok özlerdik onu. Sahi baban demişk...

O’nunla Bağlan Hayata!

O’nunla Bağlan Hayata! Modern dünya insanının en büyük korkularından biri yalnız kalmak ve bağlantısızlık... İnsan bağlantı kurdukça güçlenen bir yapıda dizayn edilmişken bağ kurmamak insanı zayıf bırakır. Bilimsel araştırmalar da uzun süren yalnızlığın beyin hücrelerine iyi gelmediğini ortaya koyuyor. İlişki kurdukça kuvvetlenen beyin, ilişki kurulmadığında da körelme yaşıyor.  İnsan nasıl ilişki kurar? Çocuk sevgi, bakım gibi ihtiyaçlarını anneden alırken, anne ise sevgi ve anne olma duygusunu ondan alır. Bir karı koca aslında imkanlarını takas ederler. Bir patron ile çalışan imkanlarını takas ederler. Patron kendindeki para ile çalışanının bilgi ve zamanını takas eder.  Karşımızdaki insanla bir imkanımızı paylaşmak ve ondan bir karşılık beklemek olağan bir insan davranışıdır. Ancak en kalitelisi ondan bir karşılık beklemeden yapmaktır. Aslında bizler buna meyilli yaratıldık. Araştırmalar, gönüllülük ve karşılıksız iyilik yapma gibi davranışların beyindeki mutluluk merkezle...

Farklılıklarımız Zenginliğimizdir

Farklılıklarımız Zenginliğimizdir… Kahvaltıda her gün sadece zeytin çeşitleri olsa… Ya da sadece peynir çeşitleri olsa… Sıkılır mıyız?  Sıkılırız değil mi?  Oysaki kahvaltıyı zengin yapan farklılıkların olması… Aynı insanlar gibi… Bazı insanlar az konuşmak ister Bazı insanlar konuşmayı çok sever.  Bazı insanlar hızlı ve hareketlidir.  Bazı insanlarsa daha yavaş hareket eder.  İnsanların farklılık ları vardır.  Ve bu farklılıklar zenginliklerimizdir… Herkes aynı şeyden motive olmaz. Herkes aynı olaya benzer tepkiyi vermez. Bazıları daha duygusal bazıları ise daha mantıksaldır.  Bazıları evinde çok eşya severken bazıları çok az eşya sever.  İşyerinde herkes senin gibi olsa o iş yürümez. İnsanlar birbiriyle aynı olmak zorunda değil… İnsanların farklılıkları var… Ve bu farklılıklarımız zenginliklerimizdir…  Peki farklılıklarımızı nasıl fark ederiz?  Farklılıklarımızın nedeni ne?  Farklılıklarımızı nasıl yönetebiliriz?  Ve neden bu ...

Savaşta Kazanan Olmaz

Savaşta Kazanan Olmaz İnsanın ihtiyacı, birileri de beni düşünsün diye beklentiye girince değil, başkalarının ihtiyaçlarını gördükçe görülür. Her ilişkide olduğu gibi evlilikte de;  "Eşim ve ailem için ne yapabilirim?" diye düşünmeyen, sadece kendi ihtiyaçlarına odaklanan ve karşı tarafın bir şeyler yapmasını bekleyen insan sürekli şikayet eder ve mutsuz olur.  Evlilikte, ortak bir hedefe yan yana yürünür... Gerçek ilişki , iki tarafın da kazandığı yerde olur... Sadece bir tarafın kazandığı,  diğer tarafın kaybettiği bir ilişkide kazanan ne kadar kazanmış olur? *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık"  ve  "Başarı Psikolojisi"  programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur.  "Her ilim sa...

Ne Sevenim Var, Ne Soranım

Ne Sevenim Var Ne Soranım Günlerden sonra, uzun zamandır girmediği odasının kapısını açtı. Her şey bıraktığı gibiydi, aynanın üstü epeyce tozlanmıştı. Aynayı temizlerken bir an, kaz ayaklarının iyice belirginleştiğini fark etti. Lise yılları geldi aklına. Hep 40’lı yaşlarını hayal ederdi. Sonra da "ohoo ben o zamanlara gelene kadaaaar…" derdi. Şimdi o hayal ettiği zamanlarına gelmişti ama hiçbir şey hayallerindeki kadar renkli değildi. Eli telefonuna uzandı. Reklam maillerinden başka ne bir cevapsız çağrı ne de bir mesaj vardı. İç geçirdi "Ben herkesi arıyorum ama neden beni arayan yok? Bir haftadır raporluyum ne işe gittim ne de dışarı çıktım. Kimse yokluğumu fark etmedi mi gerçekten? Ben herkesin her şeyine koşarken neden kimse benim yokluğumu fark etmiyor? Oysa iş arkadaşlarım da rapor aldığımı biliyor. Ona rağmen bir geçmiş olsun mesajı yazmaz mı insan?’’ diye söylendi. Konuşacak kimse olmayınca kendine anlatmaya başlamıştı. O sırada kapı ziliyle irkildi. Sevinçle k...

Yarına Ne Taşıyorsun?

Yarına Ne Taşıyorsun? Ayşe, küçük bir kasabada yaşayan genç ve heyecanlı bir kadındı. Henüz hayatta pek çok deneyim yaşamamış, evlilik le geçen yıllarının ardından kocasından ayrılmıştı. Bu ayrılığın ardından yalnızlık ve hayal kırıklığı içinde, bir an önce yeni bir başlangıç yapmak için istekliydi. Kasabanın kafesinde arkadaşları onun heyecanını ve yeniden evlenme isteğini fark etmişti. Ayşe bu konuda büyük konuşmalar yapıyor, başkalarını eleştiriyor ve evliliği romantik bir masal gibi görüyordu. Her fırsatta kocasından ayrılmasının haklılığını savunuyor, evliliği küçümseyen ifadeler kullanıyordu. Bu tavrı zaman içinde çevresindeki insanları rahatsız etmeye başladı. Arkadaşları, Ayşe'nin sürekli olarak eski kocasını eleştirmesinden ve evliliği küçümsemesinden sıkılmıştı. Bir gün kasabalının ablası, Ayşe ile samimi bir konuşma yapmaya karar verdi. Ona, büyük konuşmaların ve başkalarını yargılamanın gerçek bir çözüm olmadığını, aksine insanların kalplerini kapatmasının birçok şeye...

Ah Biri de Şu Bekarları Anlasa…

Ah Biri de Şu Bekarları Anlasa… Aralık ayı gelince soğuk hava iyiden iyiye kendini hissettirdi. Nur böyle soğuk havaları sıcak evinde geçirmek isterdi. Fakat işe gecikmemek için erkenden yola koyuldu. Daha önce geciktiğinde patronun söylediği söz hala hatırındaydı.  “Gece çocuk mu salladınız Nur Hanım?”   “Üzgünüm…” deyip hızla içeri geçmişti. Bir insanın işe geç kalma sebebi sadece gece çocuk sallamaktan ibaret olamazdı.  O gün iş yerine vardığında masanın üzerindeki davetiye dikkatini çekti. “Evet yine biri kar kış demeden evleniyor belli ki…” diye içinden geçirdi. İş yerindeki arkadaşı Emre’nin davetiyesiydi. Gün içinde Emre’nin yanına tebrik etmek için gitti. Emre’nin söyleyeceği söz çoktan belliydi.  “Eeee, sen ne zaman evleniyorsun artık.” “Belki yarın, belki yarından da yakın.” diyerek espriyle geçiştirdi. Gerçekten inanılır gibi değildi. Bu hikayede bu mesele hiç şaşmazdı. Evliliğe adım atar atmaz ilk yapılacak iş bekar birini bulup “Sen ne zaman evlenec...

Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz!

Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz Mercan ve kuzeni Gamze sabahtan beri evin içinde dört dönüyorlardı. Kış gelmeden detaylı temizliğe girişmişlerdi. "Hepsini bugün bitirmek şart mıydı?" diye söylendi Mercan. Komodinin üstünü silerken fotoğraf çerçevesi yere düştü. Eline alıp uzun uzun fotoğrafı incelerken, sesi duyup gelen Gamze; "Hayırdır kocanı mı özledin?" diye muzipçe takıldı kuzenine. "Yok ya baksana, yıllar oldu hala aynı ciddi bakış, aynı duruş. Benim adamın yüzü gülmüyor ya da ben güldüremedim ne bileyim. Baba olacağının haberini aldığında bile dudağının kenarı biraz oynamıştı düşün." diyerek anlatmaya başladı. Bu adam niye hep ciddiydi? Onun bu donukluğu, sakinliği bazen çekilmez hal alıyordu Mercan için. Sabahları günaydın diye cıvıldayarak kalkan Mercan, karşısında bir şey demeden banyoya giden kocasını buluyordu. Sabahları çirkin mi oluyorum acaba diye kaç kere içinden geçirmişliği vardı. Farklılığından mı? Yoksa… Heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatı...

Ebe Sensin

  Ebe Sensin   Elif ile Emre flört döneminden sonra evlenirler. Fakat evlilik yaşantısı hayal ettikleri gibi olmaz. Her şey Emre’nin terfi etmesi ile değişmeye başlamıştır. Elif’in peşinde koşan, ona sürekli hediyeler alan, sürprizler yapan, sürekli arayıp mesajlar yazan Emre, mesailerden kafasını kaldıramaz hale gelir. Peşinden koşulan Elif, Emre’nin peşinden koşmaya başlar, hatta aldatıldığını bile düşünür hale gelir. Elif, Emre’yi takip eder, gizli gizli iş yerine gider, telefonlarını kurcalamaya, üstünü başını koklamaya başlar. Kimlerle görüştüğünü adım adım izler. Yıllarca peşinde koşulan Elif şimdi Emre’nin peşindedir. Ebe olma sırası Elif’te midir?  Emre’nin sadece yoğunluğu sebebiyle Elif'e ayırdığı zaman ve ilgi biraz azalmıştı. Ama Elif bu durumu farklı algıladığı için panikleyip her zaman yaptığının dışında davranışlar sergilemeye başlamıştı. Keşke bu şekilde davranışlar sergileyince karşı tarafı kaçıracağını bilseydi…   Dengeler bozulunca… İnsan; ...

Ablan Mı Var Derdin Var

Ablan Mı Var Derdin Var Lise biteli yıllar olmuştu. Fakat Melike ve Neşe’nin arkadaşlıkları hala devam ediyordu. Çok sık görüşemeseler de görüştüklerinde samimiyetleri arkadaşlıklarını diri tutmuştu. O gün görüşmeyi Melike planlamıştı. İki gece önceden Neşe’ye "Bak Salı gününü kimseye ayırma bir kahve içeriz, iki lafın belini kırarız" demişti. O gün geldiğinde Neşe arkadaşına özlemle sarıldı ama Melike’nin canı bir şeye sıkkın gibiydi. Neşe’nin neyin var demesine kalmadan Melike’nin ağzından kelimeler dökülmeye başladı. "Ablan mı var derdin var Neşe sorma. Ablamı tanıyorsun, çocukluğumuzdan beri ben abla o kardeş gibiydi biliyorsun. Ama artık çok zorlanıyorum." Ablası prematüre doğmuş bir çocuk tu. O nedenle çok narin, en ufak şeyde çabuk hastalanan bir çocukluğu vardı. Ama anne ve babası sanki hayatı boyunca prematüre kalmış gibi tepki veriyorlardı. O ne isterse yapıyorlar, üzülmesin diye şımarıklıklarını bile alttan alıyorlardı. Bu nedenle de bir yaş küçük olan Me...

Ne Umdum Ne Buldum

Ne Umdum Ne Buldum "Ne umdum ne buldum Zehra. Ne yapacağımı şaşırdım gerçekten." diyordu telefonun ucundaki arkadaşına. Kayınvali desiyle anlaşmakta zorlanıyordu. Daha doğrusu haftada en az üç akşam nişanlı sının ailesinde olmaktan, beraber yemek yemekten, sonrasında kalan bulaşıkları yıkadıktan sonra geçilen çay faslından hiç hazzetmiyordu. Halbuki ilk başta hiç de böyle olacağını düşünmemişti. " Değiştiririm " ben bir şekilde diye düşünüyordu. Emel ile Gökhan aynı iş yerinde farklı departmanlarda çalışıyorlardı. Emel işe yeni başlamıştı. Bir gün öğle yemeği arasında arkadaşları sayesinde tanıştılar. Gel zaman git zaman aralarında arkadaşlıktan öte bir durum gelişti. Birbirleri hakkında daha çok şey öğrenmeye başlamışlardı. Gökhan ailesine düşkün bir çocuktu. Aile nin büyük çocuğu olduğu içinde annesi ve diğer 4 kardeşi abilerini çok severlerdi. Ailenin ne ihtiyacı varsa Gökhan hallederdi, ailenin direği gibiydi. Durum böyle olunca Gökhan düşkünleşmiş ve onları dah...