Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Emek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Çocuk İşçi

Çocuk İşçi Hava henüz yeni kararıyordu. Gökyüzünün kızıllığı mutfak penceresinden içeriye vurmuştu. Demlenen kahvesinden yayılan kokular günün yorgunluğunu alıyordu adeta.  İşten yeni gelmişti Ali.  Gelir gelmez ortalığı toparladı, bir şeyler atıştırdı.  Sonra oturdu mutfaktaki sandalyesine, aldı defterini eline. Eğitim notlarından biraz okumaya başladı. Bir yandan da kahvesini yudumluyordu.  Bir cümleye takıldı…  Derste duymuş, hatta notunu bile almıştı ama o an ilk kez duyuyormuş gibi hissetti.  Şöyle yazıyordu notta; " İnsanı çabalamak geliştirir, çalışmak kurtarır. " "Ne kadar doğru... Ne kadar gerçek..." dedi.  "Ah anneciğim, o zaman anlamazdık, zor gelirdi ama iyi ki diyoruz şimdi, iyi ki zamanında bizi çabalamamız, çalışmamız için zorladın."  Bir an kendi geçmişiyle konuşurken buldu kendini... Ali'nin annesiyle babası, her şeye kendi çabalarıyla sahip olmuştu. Genç yaşta çalışıp tuğla tuğla, emek emek inşa etmişlerdi oturdukları evi....

Emeğin Değince Tatlanır

  Emeğin Değince Tatlanır Odanın kapısından çalışma masasında duran kitaplarına bakarak iç geçirdi Yusuf. Ve az önce su alma bahanesiyle başından kalktığı ders çalışma masasına tekrar geçti. Kitapları ona göz kırpıyordu. Dün çıkarıp kenara koyduğu yerde onu bekliyordu. Onları gördükçe içi sıkışıyordu. Çalışmaya başlayamamanın verdiği rahatsızlıktan da kurtulamıyordu. Bir yanı da hiç çalışmak istemiyordu. Artık soru çözmekten yorulmuştu. Ne olurdu, yorulmadan üniversite sınavını kazanmanın yolu olsaydı. Ne olurdu, çalışmadan sınav da istediği neti alsaydı. Ah be mümkün olsa ne olurdu diye düşündü. O sırada kalemi yere düştü. Almak için eğildiğinde yediği kekin paketi gözüne takıldı. Keki çok severdi ne zaman yese çocukluğuna giderdi. Küçükken annesiyle yaptığı kekin tadı hala damağındaydı. O kek öyle lezzetli gelmişti ki sanki dünyanın en güzel kekini yemişti. Annesinin o gün “çünkü ona sevgin, çaban değdi ” dediği an aklına geldi. O gün annesinin ne demek istediğini anlamamıştı....

İnsan Neye Değer Verir?

İnsan Neye Değer Verir? Karanlıkta kimseyi uyandırmadan hazırlanmaya çalışırken ayağına batan bir şeyin acısı ile koltuğun üzerine oturdu.  Dün akşam doğum günü kutlamasında, 6 yaşındaki oğlu Can'ın istediği şey alınmadığı için, kırdığı arabanın parçasıydı.  Doğum günü kutlamaları çok büyük bir organizasyonla yapılmıştı: süslü pastalar, tabaklar, kıyafetler ve palyaçolar.  Ailenin ilk erkek torunu olduğu için çok seviliyor, her dediği yapılıyordu. Birçok hediye gelmişti: arabalar, legolar ve en büyük, en pahalı olanlar…  Ama daha ilk günden birini kırmayı başarmıştı bile. Gerçi Can'ın genel davranış şekli böyleydi. Geçenlerde babaannesinin aldığı yeni arabayı da kırmıştı. Annesi "Neden kırdın evladım?" diye sorduğunda " Olsun, bana yine alırsınız " demişti, oldukça rahat bir şekilde. Neden daha fazlası olmasın ki? Odasında birçok oyuncağı vardı, ama birçoğu kırık döküktü.” İnsanın çok sevdiği evladına her şeyin en iyisini almak, onun istediği şeyleri yapmak,...