Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Umut etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hallederiz

Hallederiz “ Matematik mi çalışsam, yoksa Kimya mı?” diye düşünüyordu. “Asit-baz tepkimeleri kaç farklı tipe ayrılıyordu ki? Galiba o derste uyumuşum…” Sonra birden, kitapların sayfalarını çevirirken gözleri matematik bölümüne takıldı. “ Algoritma lar, algoritmalar…” diye mırıldandı. Kitapta bu konuyu bulmakta zorlanıyordu. “Sanırım bu işin içinden çıkamayacağım.” diye düşündü, başını kitaba koyarak. Kafasında karma karışık formüller ve denklemler dönüyordu, sanki ikinci dünya savaşını bir başına yürütüyormuş gibi hissediyordu. Masanın üstündeki ders kitaplarına göz atarken içinden söyleniyordu: “Ah, Ahmet! Ne vardı ki bu kadar erteleyecek? Sinemaya gitmesem ne kaybederdim ki? Ya da arkadaşlarla kafeler arasında dolaşmak… Bunların sırası mıydı?” İki gün sonra finalleri vardı, ama son bir aydır sürekli “bugün yarın hallederim” diyerek bir türlü derslerinin başına oturamamıştı. Bir gün arkadaşı onu dışarı davet etti, diğer gün ise hiçbir enerjisi yoktu. Ve derken, haftalar birer birer ak...

Anne Bi Bakar Mısın?

Anne Bi Bakar Mısın? “Kime “ anne ” denir?”  Yazması gereken kompozisyon un konusu buydu. Ödev verileli bir hayli olmuş, aklına anneyi anlatacak düzinelerce sıfat gelmiş ama bunları bir türlü düzene koyamamıştı. “Sahi kime “anne” denirdi?” Daha da ötesi “anne” olmasa ne olurdu ki? Öyle ya insan annesiz olarak da dünyaya gönderilebilirdi. Kimseye bununla ilgili bir söz verilmemişti. Böyle takdir edildiği için herkes bir anneden dünyaya geliyordu. Doğduğunda onu şefkatle sarmalayacak bir canlının kucağına bırakılıyordu.  O halde merhameti olana “anne” denebilir miydi? Cevabı kendi kendine verdi. Kesinlikle merhamet ve anne yan yana birbirine çok yakışan iki kelime idi. Bulmacanın büyük bölümünü merhamet kaplasa da yanına konulacak daha çok şey olduğu kesindi. O anne ki daha bebeklikten yavrusunu beslemeye başlıyor, ona bir şey olmasın diye elinden gelen her şeyi yapıyordu. Bu, hayvanda dahi aynı şekilde işliyordu. Bir kuş, yavrusu için koca dozere meydan okuyabiliyordu. ...

Umudun Busesi

Umudun Busesi O öpücükle umut verdi koca dünyaya küçücük yüreğiyle. Herkes susarken o konuşmadan anlattı her şeyi. Bir öpücükle söyledi kardeşine. Masum tek bir öpücükle. Annemiz cennette, Yanındayım korkma diyen… Cennete gitmek için sıra bekleyen… Rabbimiz bizimle diyen… Öyle bir öpücük ki… Zulmün ortasında, Tüm dünyanın sustuğu zamanda, Umudu anlatan, Cennet kokan bir öpücük…   *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık"  ve  "Başarı Psikolojisi"  programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur.  "Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır." ***

Kuddüs’te Çocuk Olmak

Kuddüs’te Çocuk Olmak Bu topraklarda olup da birçok eksiklikle büyümenin zorluğunu yaşamayan yoktur… Kuddüs  sokakları, her şeye rağmen çocukların oyun alanıydı. Ancak, bu oyun alanları sadece eğlence ve masumiyet le değil, aynı zamanda çatışma ve geriliminde olduğu oyun alanları olarak çocuklara eşlik ediyordu… Bomba sesleri, kontrol noktaları, askeri varlıklar, çocukların oyunlarının arka planında var olan gerçeklikler…  Ancak, Kuddüslü çocuklar, bu zorluklara rağmen oyunlarındaki neşe ile dayanışma halini bırakmıyorlar ve yüzlerindeki bitmeyen gülümsemeleriyle büyümeye devam ediyorlardı. Hayatta ki hiçbir olumsuz şart onları yıldırmadığı gibi, Kuddüs sokaklarında özgürlük şarkıları söylüyor, bir yandan da umut larını haykırarak sağa sola koşuyorlardı. Belki de en güzel ses Kuddüslü bir çocuğun; " Kuddüs, sana yıllarımı vereceğim… Hayatımı sana feda edeceğim… Katliamlara, zincirlere, zalimlere rağmen, güneşin doğacak… Kuddüs, gözyaşlarım beni boğarken kendime soruyorum… Bu ç...