Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şikayet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Geçip Giderken

Geçip Giderken Her başlangıcın bir sonu olduğunu bildiğimiz, Her doğanın öldüğünü gördüğümüz, Her gelişin bir gidişi olduğuna şahit olduğumuz… Bu hayatta; Nereye koşuşturuyoruz, Kime, neye kızıyoruz, Neyden şikayet ediyoruz? Peki geçip giderken hayat, İrdeleyen… Öğrenen… Şükreden olsak…? *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık"  ve  "Başarı Psikolojisi"  programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur.  "Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır." ***

Ah Biri de Şu Bekarları Anlasa…

Ah Biri de Şu Bekarları Anlasa… Aralık ayı gelince soğuk hava iyiden iyiye kendini hissettirdi. Nur böyle soğuk havaları sıcak evinde geçirmek isterdi. Fakat işe gecikmemek için erkenden yola koyuldu. Daha önce geciktiğinde patronun söylediği söz hala hatırındaydı.  “Gece çocuk mu salladınız Nur Hanım?”   “Üzgünüm…” deyip hızla içeri geçmişti. Bir insanın işe geç kalma sebebi sadece gece çocuk sallamaktan ibaret olamazdı.  O gün iş yerine vardığında masanın üzerindeki davetiye dikkatini çekti. “Evet yine biri kar kış demeden evleniyor belli ki…” diye içinden geçirdi. İş yerindeki arkadaşı Emre’nin davetiyesiydi. Gün içinde Emre’nin yanına tebrik etmek için gitti. Emre’nin söyleyeceği söz çoktan belliydi.  “Eeee, sen ne zaman evleniyorsun artık.” “Belki yarın, belki yarından da yakın.” diyerek espriyle geçiştirdi. Gerçekten inanılır gibi değildi. Bu hikayede bu mesele hiç şaşmazdı. Evliliğe adım atar atmaz ilk yapılacak iş bekar birini bulup “Sen ne zaman evlenec...

Ablan Mı Var Derdin Var

Ablan Mı Var Derdin Var Lise biteli yıllar olmuştu. Fakat Melike ve Neşe’nin arkadaşlıkları hala devam ediyordu. Çok sık görüşemeseler de görüştüklerinde samimiyetleri arkadaşlıklarını diri tutmuştu. O gün görüşmeyi Melike planlamıştı. İki gece önceden Neşe’ye "Bak Salı gününü kimseye ayırma bir kahve içeriz, iki lafın belini kırarız" demişti. O gün geldiğinde Neşe arkadaşına özlemle sarıldı ama Melike’nin canı bir şeye sıkkın gibiydi. Neşe’nin neyin var demesine kalmadan Melike’nin ağzından kelimeler dökülmeye başladı. "Ablan mı var derdin var Neşe sorma. Ablamı tanıyorsun, çocukluğumuzdan beri ben abla o kardeş gibiydi biliyorsun. Ama artık çok zorlanıyorum." Ablası prematüre doğmuş bir çocuk tu. O nedenle çok narin, en ufak şeyde çabuk hastalanan bir çocukluğu vardı. Ama anne ve babası sanki hayatı boyunca prematüre kalmış gibi tepki veriyorlardı. O ne isterse yapıyorlar, üzülmesin diye şımarıklıklarını bile alttan alıyorlardı. Bu nedenle de bir yaş küçük olan Me...

Ne Umdum Ne Buldum

Ne Umdum Ne Buldum "Ne umdum ne buldum Zehra. Ne yapacağımı şaşırdım gerçekten." diyordu telefonun ucundaki arkadaşına. Kayınvali desiyle anlaşmakta zorlanıyordu. Daha doğrusu haftada en az üç akşam nişanlı sının ailesinde olmaktan, beraber yemek yemekten, sonrasında kalan bulaşıkları yıkadıktan sonra geçilen çay faslından hiç hazzetmiyordu. Halbuki ilk başta hiç de böyle olacağını düşünmemişti. " Değiştiririm " ben bir şekilde diye düşünüyordu. Emel ile Gökhan aynı iş yerinde farklı departmanlarda çalışıyorlardı. Emel işe yeni başlamıştı. Bir gün öğle yemeği arasında arkadaşları sayesinde tanıştılar. Gel zaman git zaman aralarında arkadaşlıktan öte bir durum gelişti. Birbirleri hakkında daha çok şey öğrenmeye başlamışlardı. Gökhan ailesine düşkün bir çocuktu. Aile nin büyük çocuğu olduğu içinde annesi ve diğer 4 kardeşi abilerini çok severlerdi. Ailenin ne ihtiyacı varsa Gökhan hallederdi, ailenin direği gibiydi. Durum böyle olunca Gökhan düşkünleşmiş ve onları dah...