Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Başarı Psikolojisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Haftada İki Saat Spor İşe Yarar Mı?

Haftada İki Saat Spor İşe Yarar Mı? “ Egzersiz hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye bir soru sorsak, sizce cevaplar nasıl olurdu? Çoğunluk, egzersizin faydalarından bahseder, yapılması gerektiğini savunur. Yani “Neden yapmalıyız?” diye sorduğumuzda, çoğu kişi bunun iyi bir şey olduğunda hemfikirdir. Ama işin aslına bakarsak, bu söylemler çoğunlukla teoride kalır. Egzersizle gerçekten ilgilenenlerin sayısı oldukça azdır. Bu kadar iyi bir şeyse yaşam rutinimizde egzersize pay ayırmıyor olmamız garip değil mi? Alışveriş, yemek, eğlence gibi, sonunda keyif alacağımız bir şey söz konusu olduğunda, zaman ayırmakta zorlanmayız. Yol gitmek, efor sarf etmek gözümüze batmaz. Ama konu sağlığımız için harekete geçmek olunca, aynı hevesi gösteriyor muyuz? "Zamanım yok... Çok yoğunum... Yorgun hissediyorum... Bütçem yok... Yürüyecek yer yok... Düzgün salon yok... Hem zaten haftada iki saat egzersiz ne işe yarar ki?" Yapmak istemediğimiz bir şey için bahane üretmek hiç zor değil.  Uyku saatler...

Hazır ol 2025! Sana yeni siparişler geliyor!

Hazır ol 2025! Sana yeni siparişler geliyor! Bir yılı daha uğurlamanın arifesindeyiz... Bazen insan beş dakikaya sabredemezken 365 gün 6 saatin yeniden geride kalması inanılmaz, değil mi? Daha dün elimizde makasla tutkal vardı ve sevdiklerimize yeni yıl kartı tasarlıyorduk. Makyaj pamuğundan kar yapıp yapıştırıyorduk. Karttan çok yüzümüze gözümüze bulaşan simler yıkamakla çıkmaz ve günlerce pırıl pırıl gezerdik. Bazı kartları postaneden yakınlarımıza gönderirdik. Bunun için kuyruk bekler, heyecan duyardık. Kartı teslim alan tanıdıklar, o acemi tasarımlarımıza hayran kalmış gibi yapardı. Sıra arkadaşımız, kartımızla dalga geçmiş bile olabilirdi ama biz övgülere inanmak isterdik. ‘HOŞ GELDİN Bin dokuz yüz… iki bin bilmem kaç...’’ Bunun gibi her yıl birçok senenin rakamları o kartları süslerdi. Yetişkin olunca kart tasarımları son bulur ama bu dönemlerde yaşanan bazı hisler hala ortaktır. Çoğu insan muhabirlerin uzattığı mikrofonlara benzer beyanlarda bulunur. Geçen yıla biraz sitem, gel...

Çocuk İşçi

Çocuk İşçi Hava henüz yeni kararıyordu. Gökyüzünün kızıllığı mutfak penceresinden içeriye vurmuştu. Demlenen kahvesinden yayılan kokular günün yorgunluğunu alıyordu adeta.  İşten yeni gelmişti Ali.  Gelir gelmez ortalığı toparladı, bir şeyler atıştırdı.  Sonra oturdu mutfaktaki sandalyesine, aldı defterini eline. Eğitim notlarından biraz okumaya başladı. Bir yandan da kahvesini yudumluyordu.  Bir cümleye takıldı…  Derste duymuş, hatta notunu bile almıştı ama o an ilk kez duyuyormuş gibi hissetti.  Şöyle yazıyordu notta; " İnsanı çabalamak geliştirir, çalışmak kurtarır. " "Ne kadar doğru... Ne kadar gerçek..." dedi.  "Ah anneciğim, o zaman anlamazdık, zor gelirdi ama iyi ki diyoruz şimdi, iyi ki zamanında bizi çabalamamız, çalışmamız için zorladın."  Bir an kendi geçmişiyle konuşurken buldu kendini... Ali'nin annesiyle babası, her şeye kendi çabalarıyla sahip olmuştu. Genç yaşta çalışıp tuğla tuğla, emek emek inşa etmişlerdi oturdukları evi....

Gözümde Dağ Gibi

Gözümde Dağ Gibi "Bu sefer spora başlayacağım, hem de haftada 5 gün gideceğim!" cümlesiyle yine baş başaydı Müge. Kaçıncı " bu sefer " deyişiydi hatırlamıyordu bile...  Ona bu kararı aldıran şey, her seferinde nefes nefese bırakan merdivenlerdi. "Sadece iki kat merdiven çıktım, yaşımın iki katı insanlar kadar yoruldum." diye söylene söylene girdi evine. Her zaman olduğu gibi, nefesi normale dönünce spora başlamayı erteleyecekti. "Evden çalışmak beni hareketsiz yaptı." diye işini bahane etse de hareket edecek çok fırsatı olduğunu biliyordu. İş arkadaşı Büşra da evden çalışıyordu ama gayet formdaydı. Ne yaptığını sorduğunda ise sabahları 3 dakika esneme hareketleri ve akşamları 15 dakika yürüyüş cevabını almıştı.  "Ben neden formda olamıyorum? Biraz hareket etsem hemen tıkanıyorum. Böyle devam edersem sağlığımdan da olacağım!" diyerek elindeki poşetleri yere bıraktı. Gözü buzdolabının üzerindeki yapılacak listesine ilişti. Uzunca bir lis...

Başarı Kime Ait?

Başarı Kime Ait? Ağustos güneşi erkenden ışıklarını kırmızı binaya yansıtmıştı. Güneş yükseldikçe, toplanan kalabalıktan yükselen sesler mahalleyi ayağa kaldırmıştı. Herkes ne için toplandığını bilmenin verdiği heyecanla yürekler ağızda bekliyordu. Sınav sonuçları henüz açıklanmıştı. Herkesin beklediği sonuç gelmiş, yüzler gülüyordu. Basın mensupları sınavda birinci olan Turgut Emre’ye mikrofonu uzatmakta gecikmediler. Okul hocaları bir köşede gururlu, dershane hocaları diğer köşede mutlu, ailesi sevinç gözyaşları içinde... “Bugüne kadar çok çaba harcadım. Önüme çıkan engelleri aşmak için bıkmadan, yılmadan çalıştım. Başarı kesinlikle tesadüf değil. Arkasında akıtılmış ne terler, çürütülmüş ne dirsekler var. Bu bir sonuç değil, diğer gelecek başarılarım için atılmış ilk adım. Ama güzel bir adım... Bugün çok mutluyum mutluluğumun tarifi yok. Sonuna kadar hak ettiğim bir başarı bu… Başarının Sahibi… Size küçüklüğümden bahsetmek istiyorum. Bu yolda en başından beri yalnızdım. Ben paylaş...

Herkesin Yöneldiği Bir Yön Vardır

Herkesin Yöneldiği Bir Yön Vardır Otogarda hızlı hızlı otobüsünün kalkacağı perona doğru yürüyordu. Bayram dönüşü olduğundan etraf epey kalabalıktı. Etraftan çığırtkanların sesleri yükseliyordu; "İstanbul! Tekirdağ! Edirne!" "Yüzümüzden mi anlıyorlar nereye gittiğimizi anlamıyorum ki." diye düşündü. Yine son dakika bilet almıştı. Bir yandan peron numarasını arıyor bir yandan valizlerini taşımaya çalışıyordu. İyi ki bu sefer erken gelmişti de acele etmesine gerek kalmamıştı. Onunla aynı yöne doğru yürüyenler vardı. Aynı yöne yürüdüğü kişileri otogarın girişinde de görmüştü. Bazılarıyla başka peronda yolları ayrılmıştı, bazılarıyla hala devam ediyordu. Kendi otobüsünün kalktığı perona geldiğinde, girişte gördüğü kişilerden sadece iki kişi onunla aynı araca binmişti. "İnsan Edirne’ye giderken, Edirne’ye gidenlerle karşılaşıyor." diye düşündü. Bu zamana kadar o kadar yolculuk yapmıştı ama nedense bunu ilk defa düşünmüştü... Üniversite yıllarında sigaraya baş...