Ana içeriğe atla

Kayıtlar

beceri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İmkân mı, İmkânsızlık mı?

İmkân mı, İmkânsızlık mı? İnsan başarılı ve mutlu olmayı somut imkanlarla sağlayacağını zanneder. Evlenirken,  çocuk yetiştirirken, iş kurarken hep imkânlarını artırmaya odaklanır. Oysa o imkânı doğru şekilde kullanmak için beceriye ihtiyacı vardır. Bütün kitapları alsan da çocuğuna, onun ilgisini çekecek becerin yoksa okutamazsın. En güzel aletleri alsan mutfağına, yemek yapma becerin yoksa yapamazsın. Ticaretinde ne kadar iyi imkânların olursa olsun, ilişki kurma becerin yoksa müşterin sürekli olmayacaktır. Evlenirken her şeyimizin dört dörtlük olması evliliğimizin iyi olacağı anlamına gelmez. Bebek beklerken tamamlanan listeler bizi iyi ebeveyn yapmaz. İnsanın dışarıdan bir şeylere sahip olmaya değil, k endi becerilerini artırmaya ihtiyacı vardır... *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık" ...

Çocuk İşçi

Çocuk İşçi Hava henüz yeni kararıyordu. Gökyüzünün kızıllığı mutfak penceresinden içeriye vurmuştu. Demlenen kahvesinden yayılan kokular günün yorgunluğunu alıyordu adeta.  İşten yeni gelmişti Ali.  Gelir gelmez ortalığı toparladı, bir şeyler atıştırdı.  Sonra oturdu mutfaktaki sandalyesine, aldı defterini eline. Eğitim notlarından biraz okumaya başladı. Bir yandan da kahvesini yudumluyordu.  Bir cümleye takıldı…  Derste duymuş, hatta notunu bile almıştı ama o an ilk kez duyuyormuş gibi hissetti.  Şöyle yazıyordu notta; " İnsanı çabalamak geliştirir, çalışmak kurtarır. " "Ne kadar doğru... Ne kadar gerçek..." dedi.  "Ah anneciğim, o zaman anlamazdık, zor gelirdi ama iyi ki diyoruz şimdi, iyi ki zamanında bizi çabalamamız, çalışmamız için zorladın."  Bir an kendi geçmişiyle konuşurken buldu kendini... Ali'nin annesiyle babası, her şeye kendi çabalarıyla sahip olmuştu. Genç yaşta çalışıp tuğla tuğla, emek emek inşa etmişlerdi oturdukları evi....

Emeğin Değince Tatlanır

  Emeğin Değince Tatlanır Odanın kapısından çalışma masasında duran kitaplarına bakarak iç geçirdi Yusuf. Ve az önce su alma bahanesiyle başından kalktığı ders çalışma masasına tekrar geçti. Kitapları ona göz kırpıyordu. Dün çıkarıp kenara koyduğu yerde onu bekliyordu. Onları gördükçe içi sıkışıyordu. Çalışmaya başlayamamanın verdiği rahatsızlıktan da kurtulamıyordu. Bir yanı da hiç çalışmak istemiyordu. Artık soru çözmekten yorulmuştu. Ne olurdu, yorulmadan üniversite sınavını kazanmanın yolu olsaydı. Ne olurdu, çalışmadan sınav da istediği neti alsaydı. Ah be mümkün olsa ne olurdu diye düşündü. O sırada kalemi yere düştü. Almak için eğildiğinde yediği kekin paketi gözüne takıldı. Keki çok severdi ne zaman yese çocukluğuna giderdi. Küçükken annesiyle yaptığı kekin tadı hala damağındaydı. O kek öyle lezzetli gelmişti ki sanki dünyanın en güzel kekini yemişti. Annesinin o gün “çünkü ona sevgin, çaban değdi ” dediği an aklına geldi. O gün annesinin ne demek istediğini anlamamıştı....