Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Problem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dönüşüm Yolculuğu

Dönüşüm Yolculuğu O gece Elif’in tüm dünyası değişti. Vücudunda bir kitle fark etmesiyle, ertesi gün hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Doktor doktor dolaştı ve hepsi sanki sözleşmiş gibi aynı şeyi söylüyordu: Ameliyat, o bölgenin alınması, kemoterapi, ışın tedavisi, bir yığın ilaç... Etrafındaki herkes de doktorları destekliyordu. Ancak Elif’in içinde bir ses, “Bu işin başka bir çözümü olmalı,” diyordu. Okuduğu bir makalede, “ Hayatta herkesin problemi vardır, problemsiz hiçbir canlı yoktur. Fakat problemlerin birden fazla da çözümü vardır. ” diyordu. Bu cümle, Elif’in aklından çıkmadı. Evet, başka bir çözüm arıyordu. Araştırmaları sonucunda, önerilen tedavi yöntemlerinin faydalarının yanında ciddi zararları olduğunu da gördü. Elif, bu zararları göze alamıyordu. Derken, karşısına İngiltere'de benzer bir hastalığa yakalanmış ve iyileşmiş birinin haberi çıktı. Bu kişinin internet sayfasını incelediğinde, içinde adeta bir güneş doğdu. Çözüm, binlerce kilometre öteden gelmişti ve bu ...

Farklılıklarımız Zenginliğimizdir

Farklılıklarımız Zenginliğimizdir… Kahvaltıda her gün sadece zeytin çeşitleri olsa… Ya da sadece peynir çeşitleri olsa… Sıkılır mıyız?  Sıkılırız değil mi?  Oysaki kahvaltıyı zengin yapan farklılıkların olması… Aynı insanlar gibi… Bazı insanlar az konuşmak ister Bazı insanlar konuşmayı çok sever.  Bazı insanlar hızlı ve hareketlidir.  Bazı insanlarsa daha yavaş hareket eder.  İnsanların farklılık ları vardır.  Ve bu farklılıklar zenginliklerimizdir… Herkes aynı şeyden motive olmaz. Herkes aynı olaya benzer tepkiyi vermez. Bazıları daha duygusal bazıları ise daha mantıksaldır.  Bazıları evinde çok eşya severken bazıları çok az eşya sever.  İşyerinde herkes senin gibi olsa o iş yürümez. İnsanlar birbiriyle aynı olmak zorunda değil… İnsanların farklılıkları var… Ve bu farklılıklarımız zenginliklerimizdir…  Peki farklılıklarımızı nasıl fark ederiz?  Farklılıklarımızın nedeni ne?  Farklılıklarımızı nasıl yönetebiliriz?  Ve neden bu ...

Albeni

Albeni Kendini mutsuz hissettiği zamanlarda sığındığı yerdeydi… Denizi yüksekten gören, yemyeşil ağaçlarla çevrilmiş, ana kucağı gibi bir yerdi sığınağı. Bugün iş arkadaşının düğün davetiyesini almıştı. Hem sevinmiş hem herkesin teker teker evlenme haberlerini aldıkça yalnızlığını hatırlamıştı. Üniversiteyi bitir, iyi bir işe gir, mesleğinde yüksel, biraz birikim yap derken kırklı yaşlarının ortalarına gelmişti Aysel.  Evliliği sürekli ertelemişti ama arkadaşının dediği gibi erteleye erteleye büyük bir problem haline gelmişti.   Evlilik onu hem korkutuyor hem de içten içe heyecanlandırıyordu.  Korkuyordu çünkü bu yaşa kadar kendine göre bir düzen oluşturmuştu. Yaşam şekli kemikleşmişti artık. Başka birisi ile ortak bir yaşam kurabilir miydi, bilemiyordu.   Ergenlik zamanlarında hayalleri, gerçekleştirmek istediği hedefleri vardı. Neredeyse hepsine ulaşmıştı. Keşke o zamanlar " Evli, mutlu, çocuklu olmak” da hedeflerimde olsaydı diye düşünüp kendi kendine ...

Basite inmek mi, çıkmak mı?

Basite inmek mi, çıkmak mı? O gün de bir koşuşturmayla bitmişti. Hande masasını toparlayıp ofisten ayrılmak üzereydi. Buluşmayı düşününce heyecanlandı. Bu heyecanın sebebi buluşacağı kişi değil, duyacakları olduğunu biliyordu. Hukuk bürosunda çalışmaya yeni başlamıştı. İşleri çok yoğundu. İncelemesi gereken dava ve dosyalar bir türlü azalmıyordu. Başını kaşıyacak zamanı olmuyordu bazı günler. Bugün ofise yemek ısmarlamak yerine karşıda yeni açılan sandviç dükkanına gitmeye karar verdi. Biraz nefes almak, biraz da işlerden uzaklaşmak istemişti.  Dükkân; ufak, sade ama çok şirin bir yerdi. Sandviçleri ekşi mayalı ekmekten, içindekiler ise organik üretimdi. Tam Hande’nin sevdiği gibi…  Sahibi oldukça sevimli, hoş sohbet bir bayandı. Hande ne kadar mantıklı, tutarlı konuşuyor diye düşündü içinden. Konu tam " Hayattaki başarı " üzerine gelmişti ama Hande ofise dönmek zorundaydı. Telefonunu aldı dükkân sahibi Selin hanımın. Akşam sekizden sonra buluşup bu güzel sohbete devam etmek ...

Evlat Kimdi?

Evlat Kimdi? Kış erken bastırmış sarı yaprakların üzerine karlar serilmişti. Televizyondaki kadın kuşağında ağlayan kadının sesi rüzgârın uğultusunu bastırıyordu. Oda ne kadar sıcak olursa olsun hareketsizlikten üşüyen Ayşe teyze battaniyesini dizlerine çekiverdi. "Kaldım ortada ben bu hallere düşecek kadın mıydım?" dedi. "Anne ortada kalmadın bize geldin ya artık bizde kalıyorsun. Duyan da sokakta kaldı sanacak." Ayşe teyze; "Yok yok damat eline bakmakla sokakta kalmanın ne farkı var. Oy hayırsız oğullarım attılar beni sokağa oy. Hiç beklemezdim Serkan’ımdan Erhan’ımdan. Oğullarım beni bırakmaz sanırdım. Ne zararım var benim onlara bir köşede oturuyorum. Ben ne yaptım onlara." dedi. "Hep onlarda kalacak değilsin ya biraz da biz misafir edelim seni." Ayşe teyze; "Damat razı olmuyor ben biliyorum. Yıllarca Serkan baktı biraz da, Erhan baksın diyor. Erhan’ın durumu ortada 2 çocuk bir de gelinin engelli kardeşi evde yatacak yer yok. Büyük kız ...

Olduğun Yerde Olmak

Olduğun Yerde Olmak Güneşin ilk aydınlığı, apartmanın en üst katından görünmeye başlamıştı. Yükseldikçe alt katlara doğru sanki ışıklarıyla göz kırpıyordu. 3.üncü katın bu kadar ışıl ışıl olmasına rağmen en üst katta yaşayan Nursel, alarmı ertelemekte ve yataktan kalkmamakta ısrar ediyordu.  Nihayet son alarmda uyanmayı başarmıştı. “ Yine mi yaaa “ diyerek kalktı ilk yaptığı şey akşamdan kapattığı telefonun internetini açmak oldu. Bildirimler arka arkaya düşmeye başladı. Nursel aceleyle buzdolabından kahvaltılıkları çıkarırken bir yandan da çocuklara sesleniyordu: ‘’Hadi artık geç kalacağız. Bir yandan da göz ucuyla sosyal medya haberlerine bakıyordu; Bak bak şu fenomene paraları saçıyordu, meğer nerelerden kazanıyormuş paraları, aman banane! Banu’lar tatile nereye gitmiş öyle, yaramaz çocuklarla nasıl geziyor anlamıyorum yapan yapıyor! Zeynep’in kocası evlilik yıl dönümünde ne almış öyle, aman gösteriş yapsın habire..." Nursel’e göre çocukları çok mızmızdı. “Yine yememişsiniz ney...