Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Merhamet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Anne Bi Bakar Mısın?

Anne Bi Bakar Mısın? “Kime “ anne ” denir?”  Yazması gereken kompozisyon un konusu buydu. Ödev verileli bir hayli olmuş, aklına anneyi anlatacak düzinelerce sıfat gelmiş ama bunları bir türlü düzene koyamamıştı. “Sahi kime “anne” denirdi?” Daha da ötesi “anne” olmasa ne olurdu ki? Öyle ya insan annesiz olarak da dünyaya gönderilebilirdi. Kimseye bununla ilgili bir söz verilmemişti. Böyle takdir edildiği için herkes bir anneden dünyaya geliyordu. Doğduğunda onu şefkatle sarmalayacak bir canlının kucağına bırakılıyordu.  O halde merhameti olana “anne” denebilir miydi? Cevabı kendi kendine verdi. Kesinlikle merhamet ve anne yan yana birbirine çok yakışan iki kelime idi. Bulmacanın büyük bölümünü merhamet kaplasa da yanına konulacak daha çok şey olduğu kesindi. O anne ki daha bebeklikten yavrusunu beslemeye başlıyor, ona bir şey olmasın diye elinden gelen her şeyi yapıyordu. Bu, hayvanda dahi aynı şekilde işliyordu. Bir kuş, yavrusu için koca dozere meydan okuyabiliyordu. ...

Bizim de Bir Sınırımız Var!

Bizim de Bir Sınırımız Var! Son zamanlarda kiminle konuşsam yoğunluk tan, işleri yetiştirememekten dert yanıyordu... İş yerinde üst üste gelen talepler… Evde bitmeyen işler… Arkadaş çevresinde bitmeyen organizasyonlar… Çocukların bitmeyen sorumlulukları… Bitmeyen kirli çamaşırlar… Evin bitmeyen eksiklikleri… Ama hemen biten yemekler… Hemen biten maaşlar… Hemen biten sabırlar… Hemen biten enerjiler… Hemen biten günler, aylar ve mevsimler… Her şey sınırlı yaratılmıştı. İki gözümüzün görebilme sınırı vardı. İki kulak, duyabilme sınırı ile verilmişti. Boyumuz, saçımız, tırnağımız sınırsız uzamıyordu. Şehirlerin sınırlar ı vardı. Ülkelerin, dağların, denizlerin… Kuşlar belli bir yüksekliğe kadar uçabiliyordu. Kuş uçmayı bildiği için sınırsız uçmayı denemiyordu sınırlarını bilip durabiliyordu. Bir ağaç büyümeyi biliyordu ama büyümesinin sınır ı vardı. Peki Ne Oluyordu Da Sınırlı Bedeni İle Sınırsız İşlere Talip Oluyordu İnsan? Kendisini bir kurtarıcı olarak mı görüyordu? Kendi eli değmezse o...

Düş mü? Gerçek mi? Ödevini Kendi Yapan Çocuk...

Düş mü? Gerçek mi? Ödevini Kendi Yapan Çocuk... Bir yaz dönemi daha göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Havalar serinleyince, göçmen kuşlar gibi insanlar da evlerinin yolunu tuttu. Beklenen o dönem gelmiş, yaklaşık 10 ay sürecek maraton başlamıştı. Okul Dönemi ... Okulların açılması veliler tarafından dört gözle beklenense de aslında ebeveynlere bir gül bahçesi vaad etmiyor. Zira, okulların başlaması ödev trafiğini de beraberinde getiriyor.  Her ne kadar bazı okullarda ek etüt saatleri gibi desteklerle bu yük hafifletilmeye çalışılsa da yeterli olmayabiliyor. Çocuklarını iyi bir geleceğe hazırlamanın iyi bir eğitimden geçtiğini düşünen ebeveynler imkânlarını zorluyor. Anne babalar bazen okul seçimiyle, bazen derslere destek olmak için türlü fedakârlıklarda bulunuyor. Öyle ki bazen bu destek amacını aşıp çocukların dersleri, anne babaların asli görevi haline getirebiliyor. Sonu istenmeyen yere varan işler güzel niyetlerle başlar ancak yöntem yanlış olunca varılacak nokta da yanlış o...

Oğluma Mektup

Oğluma Mektup Merhaba canım oğlum 🙂 Bugün 1 yaşına girdin…  Sen daha bilmezsin ama buralarda insanlar bir şeye şaşırdığında "bir yaşıma daha girdim" derler.  Düşündüm de şaşkınlığımı gizleyemiyorum… Ben seninle birçok yaşıma girdim, çıktım … Nasıl bir insan yoktan var olup, şekil alıp, mini minnacık dünyaya gelebilir diye düşündüm… Kendi kalbimle seninkini kıyasladığımda, kalbin baş parmağım kadardı… Bir kalp bu kadar küçük olup nasıl atabilir dedim… Doğduğunda gözlerin açılmamıştı daha, bir göz görmeden nasıl annesini bilir bulur tanır dedim… Her ağladığında kucağımda sakinleşirken, annen olduğumu nasıl anladığını hep merak ettim… Nasıl koşulsuz bir sevgiydi ki bu, sen daha düşmeden hissettim tuttum… Bana bunları yaptıran neydi, kimdi?… Beni bana bıraksan yapamazdım çünkü… Her defasında hayrete düştüm… Ne emeklemeyi gösterdim ne de yürümeyi ama sen kendin zaten bunları yapabildin… Sana bunları öğreten ben değilsem, sen nasıl öğrendin? Sonra anladım ki sen bana çok şey öğret...

Muhtaçlık

Muhtaçlık Anneme sevgilerimle… “Kimseye muhtaç olma kızım.” “Kimseden bir şey isteme de, bekleme de…” “Başkalarından bir şeyler talep eden biri olma…” Ah benim canım annem...  Bu cümlelerin dün gibi kulağımda. Ne zaman kendimde bir eksiklik hissetsem, söylemedim kimselere.  Tek başıma mücadele etmeye çalıştım her zorlukla. Hatırlıyor musun, bir sabah kalkmıştınız da beni evde göremeyip korkmuştunuz.  Bense hasta halimle sokaklarda bitiremediğim proje ödevim için açık dükkanlar arıyordum. Söyleyememiştim size, yardım isteyememiştim…  Çünkü sorunları tek başıma çözmek öğretilmişti bana.  Sadece o gün mü, ben hep yapmışım bunu… Hayatım boyunca güçlü olmaya, güçlü durmaya çalışmışım. Kimseden bir şey istemememle övünür olmuşum… Güçlü görünme çabamın beni kibirli bir insan yaptığını fark etmemişim bile… Kibrim kalbimin duvarlarında yuva yapmış, kendini gizlemiş. Oysa demiş olsalardı yüzüme karşı, kendime hiç konduramazdım bu kelimeyi. “Ben insanlara kötü davranmam ki...

RAMAZAN

RAMAZAN  Rabbimizin insana cevap anahtarı, yol gösterici olarak Kadir Gecesinde indirdiği kitabımız,  O geceyi içinde barındıran Ramazan ayı, O ayın içinde farz kılınan oruç ibadeti... Rabbimizin insana en büyük merhameti... Öyle bir merhamet etmiş ki Rabbimiz, "şüphesiz" olarak söylediği en büyük düşmanımız bile bağlı. Bu kadar merhametle, en büyük düşman etkisiz kalmışken, Şimdi hangi taraftasın? İşte gerçek ak ve karanın çıkması artık kaçınılmaz. Zulmü yapan mısın, zulme uğrayan mı? Yoksa zalimliği en çok kendine yapan mı? *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık"  ve  "Başarı Psikolojisi"  programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur.  "Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardı...

Çözüm Netlikte…

Çözüm Netlikte… Gözlerini açar açmaz heyecanla bugün yapacaklarını düşündü. Okulun her ara tatili öncesi, izin süreçleri gündem olurdu. On beş gün boyunca çocuklarla vakit geçirip, iş yerinde izinli olması gerekecekti. En sevdiği şeydi çocuklarıyla vakit geçirmek. Bugün yarım kalan işlerini ve izin işlemlerini de tamamlarsa rahat edecekti Aylin. Bir telaşla çıktı evden… Aslında çok keyifli olması gerekiyordu ama kafasına başka detaylar takılıyordu. İş yerindeki oda arkadaşları uzun süredir vardiyalı çalışıyorlardı. Bu, aralarında yaptıkları gizli bir anlaşmanın sonucuydu. İşe bir gün biri geliyor, öbür gün diğeri geliyor ve böylece yarı zamanlı çalışıp bolca izin yapıyorlardı. Ancak biri bu durumu müdürlüğe iletmiş olacaktı ki bu düzeni sonlandırmışlardı. Düzenin bozulması ile birlikte herkes diğerlerinden şüpheleniyordu.  -Kim söyledi sizce? Biri müdüre bildirmese nasıl haberi olacaktı bu durumdan? Fısıldaşmaların ardından, herkesin aklındaki isim belliydi. Onlara karışmayan ama b...