Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bedel etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Çocuk İşçi

Çocuk İşçi Hava henüz yeni kararıyordu. Gökyüzünün kızıllığı mutfak penceresinden içeriye vurmuştu. Demlenen kahvesinden yayılan kokular günün yorgunluğunu alıyordu adeta.  İşten yeni gelmişti Ali.  Gelir gelmez ortalığı toparladı, bir şeyler atıştırdı.  Sonra oturdu mutfaktaki sandalyesine, aldı defterini eline. Eğitim notlarından biraz okumaya başladı. Bir yandan da kahvesini yudumluyordu.  Bir cümleye takıldı…  Derste duymuş, hatta notunu bile almıştı ama o an ilk kez duyuyormuş gibi hissetti.  Şöyle yazıyordu notta; " İnsanı çabalamak geliştirir, çalışmak kurtarır. " "Ne kadar doğru... Ne kadar gerçek..." dedi.  "Ah anneciğim, o zaman anlamazdık, zor gelirdi ama iyi ki diyoruz şimdi, iyi ki zamanında bizi çabalamamız, çalışmamız için zorladın."  Bir an kendi geçmişiyle konuşurken buldu kendini... Ali'nin annesiyle babası, her şeye kendi çabalarıyla sahip olmuştu. Genç yaşta çalışıp tuğla tuğla, emek emek inşa etmişlerdi oturdukları evi....

Sorumlu Çocuk Mu, Sorunlu Çocuk Mu?

Sorumlu Çocuk Mu, Sorunlu Çocuk Mu? Yaşadıkları şehri değiştirirken en çok zorlandığı konu çocukların gidecekleri yeni okulun seçimi olmuştu. Hiç bilmedikleri bir şehirde, hiç tanımadıkları öğretmenler ve çocuklarla neredeyse tüm günlerini geçirecekti çocukları. "Çocukların hepsi birer pırlantadır ve çok değerli pırlantaların işin ehli tarafından işlenmesi gerekir, yoksa heba olur gider." diye düşünmekte çok haklıydı. Etrafında çocuklarını mutlu etmek uğruna onların her istediğini yapan, somut imkânlar sunarak hiçbir marifet geliştirmelerine izin vermeyen çok anne-baba vardı.  Bu kıymetli pırlantalar kendi değerlerini bulamayacaklar diye üzülüyordu. Okulda ilk günün heyecanı herkesi sarmıştı. Nasıl bırakacaktı çocuklarını? Kimseyi tanımıyordu. Öncesinde gözlemleme fırsatı bile olmamıştı. Nasıl bir okuldu, öğretmenler nasıldı? Eşinin bu kadar çok övmesi de kesin kendisini rahatlatmak içindi. İlk gün okulda beklemek gerekirse diye yeni tayin olduğu işyerine bile gerekli açıklam...

Başrolde Kimler Var?

Başrolde Kimler Var? Okunacak yazılı kağıtlarına pencereden ince ince sızan sabah güneşi vurmuştu.  Kayısı ağaçlarının minik çiçekleri yeni doğmuş bebekleri anımsatıyordu.  Güvercinler ilk ışıkla beraber yuvalarından çıkmış, yiyecek arıyorlardı. Artık kış bitiyor bahar kendini hissettiriyordu.  Tüm bu sahne görebilenler içindi…  Oysa İrem, tam sahnenin içinde olup geceden beri içi içini yerken etrafını hiç göremiyordu.  Şu an yaşadığı duygular sis bulutu gibi etrafını sarmıştı.   İrem dakikalardır yazılı kağıdı okuyor ama sanki kendi zihninde dönen soruların cevaplarını arıyordu…  Bu kadar meselesi yetmiyormuş gibi stajyerinin hastalığı da bu zamana denk gelmişti.  Teslim edilmesi gereken notlar vardı ve bugün son gündü.  Yazılı kağıdı okuyamayalı uzun zaman olmuştu.  Çocukların yazıları da ne kadar bozulmuştu…  Bir taraftan en çalışkan çocukların soruları nasıl yapamadığını anlamaya çalışırken; bir taraftan geceden beri içini ...

5 Dakika Daha

5 Dakika Daha Erteleye erteleye büyüttük her şeyi hayatta... Önce çalan alarmı ertelemek le başladık beşer dakika... Sonra birer birer zor gelmeye başladı çok şey zamanda... Toplanacak yataklar, Asılacak çamaşırlar, Yıkanacak bulaşıklar vardı ertelenen... Erteledikçe büyüdü, büyüdükçe ertelendi... Okunacak kitaplar, Yazılacak yazılar, Anlatılacak şeyler vardı... Ertelendikçe zor geldi, zor geldikçe ertelendi... Çıkılacak yollar, Verilecek kararlar, Atılacak adımlar vardı... Ertelendikçe büyüdü, büyüdükçe ertelendi... Sağlıklı beslenme yolları, Yapılacak sporlar, Her güne başlarken yeni niyet ler vardı… Erteledikçe zor geldi, zor geldikçe ertelendi… Düzeltilecek çekmeceler, Elenecek kıyafetler, Biriktikçe biriken eşyalar vardı, Erteledikçe büyüdü, büyüdükçe ertelendi… Alınacak gönüller, Dilenecek özürler, Sorulacak hatırlar vardı... Ertelendikçe zor geldi, zor geldikçe ertelendi... Cevaplanacak sorular, Verilecek hesaplar, Düşünülecek çözümler vardı… Erteledikçe büyüdü, büyüdükçe ertele...

Senin Çocuklar Kaçta Yatıyor?

Senin Çocuklar Kaçta Yatıyor? Son anda ineceği durağı fark ederek, oturduğu yerden fırladı. Kapılar kapanmadan metrodan kendisini dışarı attı. Nefes nefese iş yerine yetişmeye çalışıyordu. Hemen her sabah yaşadığı bir durumdu bu.  “Beş dakika gözlerimi kapatayım.” diyerek metroya biner ve bir telaşla inerdi. Neyse ki metroya ilk durakta binenlerdendi. “Keşke hemen akşam olsa da uyusak!” diye konuşurlardı iş yerindeki arkadaşları ile.  “Ne olacak bu uykusuzluk ?” diye söze başladı Faruk. “Bir türlü uykumu alamıyorum.” Arkadaşları da ona katıldı. “Al bizden de o kadar. Her sabah yataktan kalkmak öyle zor ki.” “Senin çocuklar kaçta yatıyor Faruk?” “Hiç sorma. Çocuklar gece 12:30’den önce yatmıyor. Geç yattıkları için sabah okula göndermek için zorla kaldırıyoruz. Bildiğin bir gözleri kapalı okula gidiyorlar. Öğretmen de okul başarılarının düşmesinden şikayetçi. O nedenle uykularını alsınlar diye eşim çocukları okuldan gelince hemen uyutuyor. Kaç kere çocuklara söyledik erken yatm...