Selamlaşarak Hayırda Yarışmak Saat sabahın yedisiydi, hava biraz hala çok karanlıktı, birazcık da soğuktu. Zeynep gözleri yarı açık ayılmaya çalışarak sabah yürüyüşü için kendini sokağa attı. Sokaklar her zaman ki gibi sessizdi. “Çok güzeel! Sessizlik! İşte günün en sevdiğim anı. Ne kadar az insan o kadar az ses” diye düşünerek yürüyüşüne başladı. Zeynep çocukluğundan beri bireysel yaşayan, pek fazla arkadaşı olmayan bir kızdı. Annesi ona “Yabani olma çocuğum, yemezler seni” derdi. Hoş Zeynep’e kalsa öyle çok insana ne gerek vardı. Dostum dediği iki arkadaşı yeter de artardı bile. İşte tam da bu yüzden yürüyüşlerini de yalnız yapardı, o sabah olduğu gibi. Uzaklardan görünen o yaşlı teyzenin görüş alanına girmesiyle düşünmeye başladı. “İşte yine o teyze. Aylardır her sabah bu saatlerde bu sokaktan geçiyor. Pek yürüyüş yapıyor gibi de gözükmüyor, kapkalın giyinmiş, montunun şapkasını gözlerine kadar kapatmış, sarmış sarmalamış kendini.” Bu yaşlı teyze karın çokça yağdığı...
Dününden daha iyi olmak isteyen herkes için…