Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tebessüm etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Azlar Aslında Çok Mu?

Azlar Aslında Çok Mu? Aysel o sabah işe gitmek üzere uyandığında her yerin bembeyaz karlarla kaplı olduğunu gördü. Tadı kaçmıştı biraz ama hazırlanıp hızlıca çıktı evden. Bir yandan karda kaymamaya çalışırken bir yandan da işe geç kalmamak için acele ediyordu. Dikkatlice durağa doğru yürürken, “Tam da yağmak için topuklu ayakkabı giymek zorunda olduğum günü buldu bu kar...” diye söylendi. İşyerinde yurtdışından gelen misafirlerle toplantısı vardı o gün. O yüzden çok da kar için uygun giyinememişti.  Üstelik otobüsler de geç gelecekti şimdi.  Durağa geldiğinde, ondan önce gelen kalabalığın arasına sıkışmaya çalıştı. Ama herkes tentenin altına girmek istediği için maalesef dışarıda kalmıştı.  O ara paltosunun üzerine düşen bir kar tane sine ilişti gözü. Başını yukarı kaldırıp gökyüzü ne baktı. Sanki gökyüzünden kar tanecikleri onu mutlu etmek için yüzüne konuyorlardı. Bir tebessüm belirdi yüzünde ilk defa bu sabah. Tekrar başını indirip durakta kendisi gibi bekleyen insanla...

KADIN…

KADIN... Evin neşelisi… Tebessüm ettireni… Duygusallığı ile hayata anlam katabileni… Faydayı güzel sunabilme marifeti olanı… Emanet değerlidir. Kadın emanet edilendir.  En değerlinin emanetidir.  Yaratılandan değer görmeyi beklerken kendini mutsuz eden kadın mı? Değerinin kıymetini bilip üzerine değer ekleyebilen kadın mı? Senin seçimin ne? *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık"  ve  "Başarı Psikolojisi"  programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur.  "Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır." ***

Ne Sevenim Var, Ne Soranım

Ne Sevenim Var Ne Soranım Günlerden sonra, uzun zamandır girmediği odasının kapısını açtı. Her şey bıraktığı gibiydi, aynanın üstü epeyce tozlanmıştı. Aynayı temizlerken bir an, kaz ayaklarının iyice belirginleştiğini fark etti. Lise yılları geldi aklına. Hep 40’lı yaşlarını hayal ederdi. Sonra da "ohoo ben o zamanlara gelene kadaaaar…" derdi. Şimdi o hayal ettiği zamanlarına gelmişti ama hiçbir şey hayallerindeki kadar renkli değildi. Eli telefonuna uzandı. Reklam maillerinden başka ne bir cevapsız çağrı ne de bir mesaj vardı. İç geçirdi "Ben herkesi arıyorum ama neden beni arayan yok? Bir haftadır raporluyum ne işe gittim ne de dışarı çıktım. Kimse yokluğumu fark etmedi mi gerçekten? Ben herkesin her şeyine koşarken neden kimse benim yokluğumu fark etmiyor? Oysa iş arkadaşlarım da rapor aldığımı biliyor. Ona rağmen bir geçmiş olsun mesajı yazmaz mı insan?’’ diye söylendi. Konuşacak kimse olmayınca kendine anlatmaya başlamıştı. O sırada kapı ziliyle irkildi. Sevinçle k...

İnsanlık Sınavı: Kuddüs

İnsanlık Sınavı: Kuddüs Sonbaharın gelmesiyle hanımeli çiçeklerinin yaprakları dökülmüş, renkleri solmuştu. Gece poyrazdan esen rüzgârın uğultusu uykuları kaçırıyordu. Ters esen rüzgârdan sobalı evler etkilenmiş zehirlenmemek için erkenden söndürmüşlerdi. Koca bir yaz geçmişti üniversite biteli. Mutlu günler çabuk geçer, kış erken bastırır bir türlü bitmek bilmezdi... Sabah kalkar kalkmaz ilk işi bildirimlerini kontrol etmek olurdu. O gün de uyanınca hemen eline telefonu aldı ve mesajları okumaya başladı. Anlam veremediği, bir araya getiremediği cümleleri kaç kere okudu kendisi de bilmiyordu. “Tûba... Bütün ailesi... Trafik kazası... Cenazesi... Yarın...” Okudu, tekrar okudu inanamayıp arkadaşını aradı. Maalesef acı haber doğruydu. Tuba üniversiteden yeni mezun olmuştu. Bayramda ailesi ile memleketten dönerken trafik kazası geçirmişlerdi. Kendisiyle beraber erkek kardeşi, annesi, babası da vefat etmişti. Ölümü başkalarından duyardı da çok yakınında ve kendi yaşıtı olması şok etkisi bır...