Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çocuk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Neredesin Mutluluk?

Neredesin Mutluluk? Mutluluk neydi ki... İçinde kelebeklerin uçuşması mı? Ayaklarının yerden kesilmesi mi? Baktığın her şeyde güzellikler görüp ruhunun huzurla dolması mı? Semiha çocukluğundan beri bu kavram üzerinde düşünürdü. Annesiyle yaptığı sohbetlerin en sevdiği konusuydu. Annesine hep çocukluğunu, gençliğini, nelerin onu mutlu ettiğini sorar, masal dinler gibi dinlerdi. Bazen şaşkınlıkla, bazen merakla ama çoğu zaman keyifle… Misafire çayın yanında kaymaklı tatlı ikram edebilmek mutluluktu mesela. Her pazar akşamı başka bir komşuda toplanıp sohbet etmek… Oyunlar oynamak... Annesi büyüklerin oynadığı oyunları özlemle anlatırdı.  Semiha’nın aklı almazdı kocaman kadınların, yetişkin erkeklerin oyun oynamasını. Annesi ise “Ne çok eğlenirdik…” diyerek hatırlardı. O eski fotoğraflara bakarken dikkatini evlerde çok az eşya olması çekerdi hep. “ O zamanlar sadece ihtiyacımız olan eşyaları alır, evin süslemesini bile yine kullandığımız eşyalarla yapardık canım kızım. ’’ demişti annes...

Senin Çocuklar Kaçta Yatıyor?

Senin Çocuklar Kaçta Yatıyor? Son anda ineceği durağı fark ederek, oturduğu yerden fırladı. Kapılar kapanmadan metrodan kendisini dışarı attı. Nefes nefese iş yerine yetişmeye çalışıyordu. Hemen her sabah yaşadığı bir durumdu bu.  “Beş dakika gözlerimi kapatayım.” diyerek metroya biner ve bir telaşla inerdi. Neyse ki metroya ilk durakta binenlerdendi. “Keşke hemen akşam olsa da uyusak!” diye konuşurlardı iş yerindeki arkadaşları ile.  “Ne olacak bu uykusuzluk ?” diye söze başladı Faruk. “Bir türlü uykumu alamıyorum.” Arkadaşları da ona katıldı. “Al bizden de o kadar. Her sabah yataktan kalkmak öyle zor ki.” “Senin çocuklar kaçta yatıyor Faruk?” “Hiç sorma. Çocuklar gece 12:30’den önce yatmıyor. Geç yattıkları için sabah okula göndermek için zorla kaldırıyoruz. Bildiğin bir gözleri kapalı okula gidiyorlar. Öğretmen de okul başarılarının düşmesinden şikayetçi. O nedenle uykularını alsınlar diye eşim çocukları okuldan gelince hemen uyutuyor. Kaç kere çocuklara söyledik erken yatm...

Ah Be Çocuk

Ah Be Çocuk Hepsi, gözünü açtığın anda başlayan bir mücadeleydi… Zalimler, Mescidi Aksa’yı hedefledi, Toprağın, evin ve yaşayamadığın çocuk luğun yok edildi… Henüz yeni başlamış hayatına sahip çıkabilmek için mücadele verildi. Peki bu mücadele kimin içindi? Sadece senin için mi? Hayır hayır!  Senin gibi o topraklarda doğan ve doğacak olan tüm çocuklar için...  Bu nasıl bir mücadele ki çocuklar ön tarafta siperdi! Çünkü düşman acımasız taş kalpli ve lanetli, Sadece denklerine saldırmak hainlere yetmedi.   Masumların karşısındakiler zalimdi.  Bu yaşananlara dayanılması ise çok çetindi… Allah'ın lanet ettiği bir düşmanla mücadele etmek çok zordu, evet! Ama Musa da mücadele etmemiş miydi? O mücadelede kazanan kimdi, kaybeden kimdi? Musa kazanırken, öykü firavunun helakıyla bitmemiş miydi? Aslında şimdiki sadece tekrar eden bir hadiseydi… Sahi tarih zaten tekerrürden ibaret değil miydi?  Nice zalim geçmişte de nice masuma zulmetmemiş miydi?  Her şey yine ...

İnsanlık Sınavı: Kuddüs

İnsanlık Sınavı: Kuddüs Sonbaharın gelmesiyle hanımeli çiçeklerinin yaprakları dökülmüş, renkleri solmuştu. Gece poyrazdan esen rüzgârın uğultusu uykuları kaçırıyordu. Ters esen rüzgârdan sobalı evler etkilenmiş zehirlenmemek için erkenden söndürmüşlerdi. Koca bir yaz geçmişti üniversite biteli. Mutlu günler çabuk geçer, kış erken bastırır bir türlü bitmek bilmezdi... Sabah kalkar kalkmaz ilk işi bildirimlerini kontrol etmek olurdu. O gün de uyanınca hemen eline telefonu aldı ve mesajları okumaya başladı. Anlam veremediği, bir araya getiremediği cümleleri kaç kere okudu kendisi de bilmiyordu. “Tûba... Bütün ailesi... Trafik kazası... Cenazesi... Yarın...” Okudu, tekrar okudu inanamayıp arkadaşını aradı. Maalesef acı haber doğruydu. Tuba üniversiteden yeni mezun olmuştu. Bayramda ailesi ile memleketten dönerken trafik kazası geçirmişlerdi. Kendisiyle beraber erkek kardeşi, annesi, babası da vefat etmişti. Ölümü başkalarından duyardı da çok yakınında ve kendi yaşıtı olması şok etkisi bır...

Kuddüs’te Çocuk Olmak

Kuddüs’te Çocuk Olmak Bu topraklarda olup da birçok eksiklikle büyümenin zorluğunu yaşamayan yoktur… Kuddüs  sokakları, her şeye rağmen çocukların oyun alanıydı. Ancak, bu oyun alanları sadece eğlence ve masumiyet le değil, aynı zamanda çatışma ve geriliminde olduğu oyun alanları olarak çocuklara eşlik ediyordu… Bomba sesleri, kontrol noktaları, askeri varlıklar, çocukların oyunlarının arka planında var olan gerçeklikler…  Ancak, Kuddüslü çocuklar, bu zorluklara rağmen oyunlarındaki neşe ile dayanışma halini bırakmıyorlar ve yüzlerindeki bitmeyen gülümsemeleriyle büyümeye devam ediyorlardı. Hayatta ki hiçbir olumsuz şart onları yıldırmadığı gibi, Kuddüs sokaklarında özgürlük şarkıları söylüyor, bir yandan da umut larını haykırarak sağa sola koşuyorlardı. Belki de en güzel ses Kuddüslü bir çocuğun; " Kuddüs, sana yıllarımı vereceğim… Hayatımı sana feda edeceğim… Katliamlara, zincirlere, zalimlere rağmen, güneşin doğacak… Kuddüs, gözyaşlarım beni boğarken kendime soruyorum… Bu ç...