Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kuddüs etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Umudun Busesi

Umudun Busesi O öpücükle umut verdi koca dünyaya küçücük yüreğiyle. Herkes susarken o konuşmadan anlattı her şeyi. Bir öpücükle söyledi kardeşine. Masum tek bir öpücükle. Annemiz cennette, Yanındayım korkma diyen… Cennete gitmek için sıra bekleyen… Rabbimiz bizimle diyen… Öyle bir öpücük ki… Zulmün ortasında, Tüm dünyanın sustuğu zamanda, Umudu anlatan, Cennet kokan bir öpücük…   *** İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak.  Deneyimsel Tasarım Öğretisi  de insanın amacını amaç edinmiştir.  "Kim Kimdir" ,  "İlişkilerde Ustalık"  ve  "Başarı Psikolojisi"  programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur.  "Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır." ***

Ah Be Çocuk

Ah Be Çocuk Hepsi, gözünü açtığın anda başlayan bir mücadeleydi… Zalimler, Mescidi Aksa’yı hedefledi, Toprağın, evin ve yaşayamadığın çocuk luğun yok edildi… Henüz yeni başlamış hayatına sahip çıkabilmek için mücadele verildi. Peki bu mücadele kimin içindi? Sadece senin için mi? Hayır hayır!  Senin gibi o topraklarda doğan ve doğacak olan tüm çocuklar için...  Bu nasıl bir mücadele ki çocuklar ön tarafta siperdi! Çünkü düşman acımasız taş kalpli ve lanetli, Sadece denklerine saldırmak hainlere yetmedi.   Masumların karşısındakiler zalimdi.  Bu yaşananlara dayanılması ise çok çetindi… Allah'ın lanet ettiği bir düşmanla mücadele etmek çok zordu, evet! Ama Musa da mücadele etmemiş miydi? O mücadelede kazanan kimdi, kaybeden kimdi? Musa kazanırken, öykü firavunun helakıyla bitmemiş miydi? Aslında şimdiki sadece tekrar eden bir hadiseydi… Sahi tarih zaten tekerrürden ibaret değil miydi?  Nice zalim geçmişte de nice masuma zulmetmemiş miydi?  Her şey yine ...

Özgürler Diyarı "Kuddüs"

Özgürler Diyarı "Kuddüs" Siz hiç kendi ülkenizde mülteci oldunuz mu? Kendi ülkeniz sınırları içinde gözlerinizi mülteci kampında dünyaya açmak zorunda bırakıldınız mı? Kendi ülkenizde gelinlik giymek yasak oldu mu mesela? Çikolata yemekten kitap almaktan menedildiniz mi? Oyuncak çok görüldü mü evladınıza ya da ağzı süt kokan bebeklere biberon? Bir bebek doymasın, oynamasın, gülmesin diyen bir zalimle yaşadınız mı 75 yıl? Siz hiç kendi ülkenizde imkânsız, aşsız, işsiz bırakıldınız mı? Abluka adı altında hayata bağlandığınız sınır kapılarınız kapatıldı mı? Yavaş yavaş hayattan elinizi ayağınızı çektirdiler mi mesela? Önce turizmi durdurup sonra fabrikalarınızı kapattılar mı? 75 yıldır açık hapishane olan bir ülkede yaşadınız mı? Evladınıza gofret almaya diye evden çıkıp döndüğünüzde onun cansız bedenini buldunuz mu? Tüm evlatlarınızı Rahman ’a yolcu edip yine de bir tek isyan cümlesinin dilinizden dökülmemesi için uğraştınız mı? Birçok ölüm seçeneği sunulurken yaşamak için seç...

İnsanlık Sınavı: Kuddüs

İnsanlık Sınavı: Kuddüs Sonbaharın gelmesiyle hanımeli çiçeklerinin yaprakları dökülmüş, renkleri solmuştu. Gece poyrazdan esen rüzgârın uğultusu uykuları kaçırıyordu. Ters esen rüzgârdan sobalı evler etkilenmiş zehirlenmemek için erkenden söndürmüşlerdi. Koca bir yaz geçmişti üniversite biteli. Mutlu günler çabuk geçer, kış erken bastırır bir türlü bitmek bilmezdi... Sabah kalkar kalkmaz ilk işi bildirimlerini kontrol etmek olurdu. O gün de uyanınca hemen eline telefonu aldı ve mesajları okumaya başladı. Anlam veremediği, bir araya getiremediği cümleleri kaç kere okudu kendisi de bilmiyordu. “Tûba... Bütün ailesi... Trafik kazası... Cenazesi... Yarın...” Okudu, tekrar okudu inanamayıp arkadaşını aradı. Maalesef acı haber doğruydu. Tuba üniversiteden yeni mezun olmuştu. Bayramda ailesi ile memleketten dönerken trafik kazası geçirmişlerdi. Kendisiyle beraber erkek kardeşi, annesi, babası da vefat etmişti. Ölümü başkalarından duyardı da çok yakınında ve kendi yaşıtı olması şok etkisi bır...

Kuddüs’te Çocuk Olmak

Kuddüs’te Çocuk Olmak Bu topraklarda olup da birçok eksiklikle büyümenin zorluğunu yaşamayan yoktur… Kuddüs  sokakları, her şeye rağmen çocukların oyun alanıydı. Ancak, bu oyun alanları sadece eğlence ve masumiyet le değil, aynı zamanda çatışma ve geriliminde olduğu oyun alanları olarak çocuklara eşlik ediyordu… Bomba sesleri, kontrol noktaları, askeri varlıklar, çocukların oyunlarının arka planında var olan gerçeklikler…  Ancak, Kuddüslü çocuklar, bu zorluklara rağmen oyunlarındaki neşe ile dayanışma halini bırakmıyorlar ve yüzlerindeki bitmeyen gülümsemeleriyle büyümeye devam ediyorlardı. Hayatta ki hiçbir olumsuz şart onları yıldırmadığı gibi, Kuddüs sokaklarında özgürlük şarkıları söylüyor, bir yandan da umut larını haykırarak sağa sola koşuyorlardı. Belki de en güzel ses Kuddüslü bir çocuğun; " Kuddüs, sana yıllarımı vereceğim… Hayatımı sana feda edeceğim… Katliamlara, zincirlere, zalimlere rağmen, güneşin doğacak… Kuddüs, gözyaşlarım beni boğarken kendime soruyorum… Bu ç...

Hüsran Günü

Hüsran Günü Nereden bilirdim ki o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı… Kahvaltıda o çok sevdiğim kızarmış ekmek kokusu vardı… Canım annem portakal suyunu sıkmış, televizyonda istediğim çizgi filmi açmıştı. Çamaşır makinesinin bitmesine beş dakika kala başlayan hızlanma sesinden, okul kıyafetlerimin yıkandığını anlıyordum. Babacığım her akşam eve gelirken bir poşet meyve veya sevdiğim şekerlemelerden getirirdi. "Acaba bu akşam ne getireceksin?" diye öperek uğurlamıştım babamı. Evin tek kızı, prensesi, babasının bir tanesi, annesinin çiçeği ben, nereden bilebilirdim ki, onların varlığını yaşadığım son günün bugün olduğunu. Son sarılışım, son öpücüğüm olduğunu… Savaşı filmlerde, tarih kitaplarında sanırdım. Ve o an korkunç bir sesle, çığlıklara gözümü açtığımda yıkıntılar arasındaydım. Tozlar gözlerimin kirpiklerimin üzerine konmuş, saçlarım beyaza boyanmıştı. Her şey toz içindeydi. " Anne !" diyebildim ama ses yoktu… Sonsuza kadar susmuştu annemin ve babam...