Ana içeriğe atla

Varlığına Teşekkür Ederim

Varlığına Teşekkür Ederim

Teşekkür

İnsan canı sıkılır da kendi kendine kalmak ister,

Kabuğuna çekilip kendini dinler.

İç dünyasındadır, dışarıya sessizleşir…

Biri var ki; arar, ses eder, seni kalpten sever,

“Hayırdır sen niye sessizleştin, iyi misin?” der.

Biraz kendini düşürdüğünde hisseder, 

Ağlamaklı olursun, dolu dolu olur gözler,

İçinde dolup taşmış dökülüverir sözler.

O ise sözlerine bakıp gözlerini dinler,

Bazen uyarır, bazen rahatlatır, bazen silkeler.


İnsan sevinir de sevincini paylaşayım ister,

Birileri kıskanır, birileri çekemez… 

Ama birileri var ki iyilik halini samimiyetle bekler,

Senin mutluluğunu kendi mutluluğuna pay eder.

İyiliğini namazında dualarına ekler, 

Senin hayrını kendi hayrı görür, belli eder. 

Yapıp ettiklerine en yakından şahitlik eder, 

En yakınındakilerden daha çok destekler, 

Desteği öyle şifa olur ki eksik kalır teşekkürler…


İnsan geçip gider de şu dünyadan, anlaşılmak ister.

Anlaşırken, anlatırken, anlarken bir yoldaş,

En iyi anlayan yolunda yürüyenler, 

Yokuş aşağı yürürken değil,

Yokuş yukarı çıkarken yanındakiler.

Zor anında kimse yokken yanında bekler, 

İhtiyaç anında oluşturur ihtiyaç gideren sebepler,  

O yüzden gözümüzden gönlümüzden hürmetler…


İnsan sevmek, sevilmek, beğenilmek ister, 

En çok Rabbini, Rabbinden dolayı insanları sever, 

Yanındakileri de Rabbinden dolayı sever.

Aynı anne babadan doğmayan kardeşler, 

Tüm sevgilerin asıl kaynağını bilen,

Severken, sevilirken Rabbine övgüler dizer…


Yere düşünce kaldıran, kaldırınca iten,  

Herkesten yakın olan,

Kalpleri ısındıran,

Birleşene destek veren,

Rabbimize şükürler…


Mesajım sanadır kardeşim…

Varlığına teşekkür ederim.

Rabbime şükürler…

***

İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak. 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi de insanın amacını amaç edinmiştir. "Kim Kimdir", "İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur. 

"Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır."

*** 

Yorumlar

Seles dedi ki…
Mesaj alınmıştır ❤️
Adsız dedi ki…
Hamdüsenalar olsun. yolumuzdaki güzel yoldaşlara hepimizi güzel yaptı.
Hümeyra Çelik dedi ki…
En çok Rabbini, Rabbinden dolayı insanları sever. Bu yazıyı yazdirani ve yazanı sever. Vesile olanı sever. Sizi Allah için seviyorum. Kaleminize yüreğinize sağlık.. gözlerim dolu dolu okudum. Kalbime o kadar iyi geldiği.
Ayşe N dedi ki…
İyi insanlar da rızkın bir parçasıymış, sevincine, uzuntune ortak olmaya çalışan o samimi insanlara selam olsun, karşılaştırana şükürler olsun... Kaleminize sağlık
Adsız dedi ki…
Soluduğu havayı sakinleştirenler diye bir tanım görmüştüm. Burda da varlığı ile gittiği yeri güzelleştiren biri olmak çok iyi tanımlanmış..Ne mutlu böyle güzel bir yaşayanlara...
Adsız dedi ki…
Sarp yokuş.... Bazen insan nasıl ihtiyaç duyuyor gerçekten samimi dostlara. Buradaki hikmet böyle insanların hayatımda olması benim de öyle bir insan olmamla ilgilidir diye önce kendime bakmam lazım. Kimler için böyleyim. Kaleminize sağlık.
Adsız dedi ki…
Bir bakışıyla bizi gözümüzden anlayan böylesine bir dostluk yaşatan Rabbime şükürler olsun ya
Adsız dedi ki…
İyilerle beraber olabilmek…
Adsız dedi ki…
Samimi insanlarla birlikte eyleyen, bizimde samimiyetimizi artıran Rabbimize şükürler olsun. Vesilesi olanlara selam ve dua ile,
Gökçen A. dedi ki…
Yokuş aşağı yürürken değil, yokuş yukarı çıkarken yanındakiler. Zor anında kimse yokken yanında bekleyenler. Yol güzel yoldaşlarla daha güzel:)
Nağme dedi ki…
Samimiyetle yanımızda olan herkese teşekkürler ve yanımıza onları verene sonsuz şükürler...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Olduğun Yerde Olmak

Olduğun Yerde Olmak Güneşin ilk aydınlığı, apartmanın en üst katından görünmeye başlamıştı. Yükseldikçe alt katlara doğru sanki ışıklarıyla göz kırpıyordu. 3.üncü katın bu kadar ışıl ışıl olmasına rağmen en üst katta yaşayan Nursel, alarmı ertelemekte ve yataktan kalkmamakta ısrar ediyordu.  Nihayet son alarmda uyanmayı başarmıştı. “ Yine mi yaaa “ diyerek kalktı ilk yaptığı şey akşamdan kapattığı telefonun internetini açmak oldu. Bildirimler arka arkaya düşmeye başladı. Nursel aceleyle buzdolabından kahvaltılıkları çıkarırken bir yandan da çocuklara sesleniyordu: ‘’Hadi artık geç kalacağız. Bir yandan da göz ucuyla sosyal medya haberlerine bakıyordu; Bak bak şu fenomene paraları saçıyordu, meğer nerelerden kazanıyormuş paraları, aman banane! Banu’lar tatile nereye gitmiş öyle, yaramaz çocuklarla nasıl geziyor anlamıyorum yapan yapıyor! Zeynep’in kocası evlilik yıl dönümünde ne almış öyle, aman gösteriş yapsın habire..." Nursel’e göre çocukları çok mızmızdı. “Yine yememişsiniz ney...

Yeter Artık

Yeter Artık Güneş, turuncu ve pembenin en güzel tonlarıyla yavaş yavaş batıyordu. Aytaç ailesi, akşam yemeğine davetlilerdi. Yola çıkacakları saat geçmesine rağmen küçük oğulları Emrah’ı ikna edemiyorlardı. Elindeki tableti bırakmamak için yine çığlık çığlığa ağlamıştı. Aile çaresizce artık bir uzvu haline gelen tableti elindeyken üzerini giydirmeye çalıştı, bir yandan da sakinleşmesi için uğraştılar. Sonunda üzerini giydirmeyi başardılar ama epeyce geç kalmışlardı. Yaklaşık bir saatlik çaba sonunda arabaya binebilmişlerdi. Emrah arka koltuğa yerleşir yerleşmez tabletine yeniden gömülmüştü. Annesi, dikiz aynasından Emrah’a bakınca gözündeki yaşın kuramadığını fark etti.  O an bebekliği geldi aklına. Ateşlenmesi, gazı nedeniyle ağlamaları ama bu ağlaması onlar gibi değildi. Annenin içine bir acı oturdu, tam geçmişe dalmıştı ki eşinin ‘’geldiiiik!’’ demesiyle irkildi. Geç de olsa gidecekleri yere ulaşmışlardı. Her zamanki gibi Emrah tabletine öyle dalmıştı ki babasının; ‘’Hadi geldik...

Erteleme Şimdi Yap

Erteleme Şimdi Yap Gün çoktan aydınlanmış ortalık hareketlenmişti. Kuşlar sabah konserlerini vermeye başlamışlardı. Görünmüyorlardı ama koro halinde ötüşüyorlardı. “Yine geciktim” diye söylendi Gonca “şu alarmı ertelemesem olmaz mı acaba?” “Azıcık daha uyusam” diye alarmı erteler sonra da apar topar kalkardı.  Yetişebileceğim işleri yetiştiremiyorum. Ne zaman şöyle bir "oh be yetiştim" diyeceğim acaba? "Yine geldiler beni bekliyorlar. Neden bekleten taraftayım?"  diye söylendi, alelacele çıktı evden. Bu günlerde bunları düşünürken buluyordu kendini. Öyle böyle servise yetişti, bazen kaçırdığı da oluyordu.  Ertele-me... Bu defa beş dakika daha erken geldi. İşleri dünden bugüne sarkmıştı, önceki günden de düne sarkan işler vardı. Zaten iyice alışmıştı geciktirmeye ve her defasında sarkan işleri daha fazla oluyordu. Buna bir çözüm bulmalı, nasıl yapabilirim? Diye düşündü. “Bu işler iyice birikti yardım alsam da yine birikiyor.” Dedi kendi kendine. Gonca, neyi doğru yap...