Ana içeriğe atla

Esneyebiliyor musun?

Esneyebiliyor musun?

“İnsan rutinini sever…” yazıyordu makalenin başında. 

“İşte beni anlatan bir yazı...” diye düşünüp gözleri parladı Ceren’in.

Çevresinin sürekli “Rutininin, kurallarının dışına çıkmıyorsun. Biraz esnemen gerekir.” eleştirilerine bir cevap olarak aile ve arkadaş gruplarına gönderebilecekti. 

Kendisini destekleyecek bir görüş vardı ve bunun üstüne makale yazılmıştı.

İçten içe insanların onu anlamadığını düşünür, çok eleştirilince de kendince savunma yolları üretirdi. Bu makale de onlardan biri olacaktı… 

Esnemek

Ceren makaleyi okumaya başladı… Fakat makalenin başlığıyla içeriği çok farklıydı.

“İnsan rutinini sever fakat farklı problemlerine çözümlerin farklı yollardan geçeceği, 

Hep aynı şeyi yaparak mevcuttaki sorunların çözülemeyeceği, 

İnsanın bulunduğu duruma göre esneklik göstermesi gerektiği…” gibi çevresinin de zaman zaman kendisine verdiği öğütlere benzer tavsiyeler vardı.

En çok canını acıtan cümle ise, “İnsan esneyemezse kırılır…” olmuştu.

Gerçekten de ne kadar çok kırılıyordu… 

İstediği şey olmadığında kalbi,

Yanlış yaptığı söylendiğinde gururu,

Bir şeyleri yapmakla ilgili hevesi,

Yeni adım atmakta cesareti kırılıyordu…

Okuduklarının kendisi üzerindeki etkisi arttıkça direttiği şeylerin anlamsız olduğunu da fark etmeye başladı.

Esnemek

Temizlik için gelen yardımcısı bu hafta pazartesi değil de salı günü gelebileceğini söylediğinde, “Tamam o zaman gelme.” demişti sinirlenip. 

Annesi “Ne olurdu evin bir gün sonra temizlenseydi?” dediğinde “Ben kendimi hazırlıyorum pazartesi temizlik olacağına, evde ona göre hazırlık yapıyorum. Pazartesi dediysek o gün gelmeli!” diye annesinin kendisini anlamamasına da kızmıştı.

Sonra düşündü; işyerinde hazırladığı sunum vakit kalmadığı için ertesi güne kaldığında “Yarın tekrar bu stresi mi yaşayacağım, ben kendimi bugün sunum yapmaya hazırlamıştım.” diye günün geri kalanını kendisine ve iş arkadaşlarına zehir etmişti.

Tatil programı yaparken daha önce kaldıkları otelde yer olmayınca tatili bile herkesin burnundan getirmişti.

Arkadaşının düğünü için şehirler arası yolu araçla seyahat edeceğini sanıp uçak olduğunu öğrenince gitmekten vazgeçmişti. Oysa giden arkadaşları ne kadar çok eğlenmiş, günlerce anlatmışlardı.

Katıldığı eğitimin günü ve saatleri, işyeri servisinin güzergâhı, çay servisi yapan çalışan, tost aldığı büfe elemanı bile değişmemeliydi. Bunların hepsi zamanında sıkıntı olmuştu onun için. 

İçinden kendi haline güldü. O anda sorun ettiği şeylerin ne kadar komik olduğunu fark etti.

Hiç geçmeyen sırt ağrılarının bile sebebi bu kadar katı olması, esneyememesi olabilir miydi?

Kendisini esnemesi gereken her koşulda sıkar, strese girerdi. 

Arkadaşları “Her şeyin kontrolü bizim elimizde değil, biz nasıl uyum sağlayabiliriz, ona bakalım.” derken ne kadar da haklılardı. 

Esnemek

İnsanın hayatta taviz veremeyeceği değerleri vardır. İnsan var oluşuyla ilgili bu değerlerden taviz vermemelidir. Bunlardan taviz verdiğinde bu esneklik olmaz. 

Fakat bir hedefe giderken yöntemini çeşitli olması onu güçlü kılar. “Ben sadece bu yöntemle hedefime ulaşacağım.” diye diretmesi bir işe yaramayacağı gibi, hedefinden uzaklaştırır.

Değişen şartlara uyum gösterme becerisidir bir canlının varlığını devam ettiren.

Esneklik yaşama, katılık ise ölüme benzer. 

Bir bebek ilk doğduğunda çok esnektir. 

Ağaç dallarını eğerek rüzgârın dinmesini bekler. 

Su kıvrılarak yoluna devam eder. 

İnsan da esneyebildiği ölçüde hedefine giden yolda kalır.

Deneyimsel Tasarım Öğretisi Başarı Psikolojisi Eğitiminde Başarı Stratejilerini, Esneklik ve Yöntem Çeşitliliği konularını anlatır.

***

İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak. 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi de insanın amacını amaç edinmiştir. "Kim Kimdir", "İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur. 

"Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır."

***

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Esnemek hem bedene hem ruha şifaymış:)
Adsız dedi ki…
Esnek olmayan şey kırılmaya mahkumdur. Emeğinize sağlık
Adsız dedi ki…
Dilinize sağlık bir kere daha kendimize bu kadar gaddar olmamamız gerektiğini hatırlattı bu yazı bana en doğru bildiklerimin en yanlış şeyler olduğunu dönüşümün ise yaptıklarımın tam tersinde gizlendiği gerçeğini yeniden anlamış oldum..
Adsız dedi ki…
Değişen şartlara uyum gösterme, hedefe giderken çeşitli yöntemler kullanabilme becerisi insanı güçlü kılar.. insanın dönüp kendisine bakmasını sağlayan güzel bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.
EsraB dedi ki…
Su gibi olabilmek ve hedefine kıvrıla kıvrıla gitmek ne güzel... kaleminize sağlık
Emel dedi ki…
Hayat gerginlik yaşayacak kadar uzun değil. Daha fazla kazanma ve sahip olma hırsı insanı gerginleştiriyor. Farklı çözüm yollarını görebilmek ise rahatlatıyor. Dolayısıyla esneyebilmek, insanı bedensel ve zihinsel olarak rahatlatır.
ZaZa dedi ki…
Evet böyle insanlar var gerçekten. Hatta şimdi birine göndericem bu yazıyı, belki bir düşünür:) Çevrelerine de hayatı zehir ediyorlar ama bu davranışlarını da herkes böyle olmalı diye savunuyorlar. Böylelerine de çok rahat insanlar denk geliyor, sonra olaylar olaylar...
Adsız dedi ki…
Emeğinize sağlık 🙏
Adsız dedi ki…
Esnemeyen kırılır....beni benden aldı...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Olduğun Yerde Olmak

Olduğun Yerde Olmak Güneşin ilk aydınlığı, apartmanın en üst katından görünmeye başlamıştı. Yükseldikçe alt katlara doğru sanki ışıklarıyla göz kırpıyordu. 3.üncü katın bu kadar ışıl ışıl olmasına rağmen en üst katta yaşayan Nursel, alarmı ertelemekte ve yataktan kalkmamakta ısrar ediyordu.  Nihayet son alarmda uyanmayı başarmıştı. “ Yine mi yaaa “ diyerek kalktı ilk yaptığı şey akşamdan kapattığı telefonun internetini açmak oldu. Bildirimler arka arkaya düşmeye başladı. Nursel aceleyle buzdolabından kahvaltılıkları çıkarırken bir yandan da çocuklara sesleniyordu: ‘’Hadi artık geç kalacağız. Bir yandan da göz ucuyla sosyal medya haberlerine bakıyordu; Bak bak şu fenomene paraları saçıyordu, meğer nerelerden kazanıyormuş paraları, aman banane! Banu’lar tatile nereye gitmiş öyle, yaramaz çocuklarla nasıl geziyor anlamıyorum yapan yapıyor! Zeynep’in kocası evlilik yıl dönümünde ne almış öyle, aman gösteriş yapsın habire..." Nursel’e göre çocukları çok mızmızdı. “Yine yememişsiniz ney...

Yeter Artık

Yeter Artık Güneş, turuncu ve pembenin en güzel tonlarıyla yavaş yavaş batıyordu. Aytaç ailesi, akşam yemeğine davetlilerdi. Yola çıkacakları saat geçmesine rağmen küçük oğulları Emrah’ı ikna edemiyorlardı. Elindeki tableti bırakmamak için yine çığlık çığlığa ağlamıştı. Aile çaresizce artık bir uzvu haline gelen tableti elindeyken üzerini giydirmeye çalıştı, bir yandan da sakinleşmesi için uğraştılar. Sonunda üzerini giydirmeyi başardılar ama epeyce geç kalmışlardı. Yaklaşık bir saatlik çaba sonunda arabaya binebilmişlerdi. Emrah arka koltuğa yerleşir yerleşmez tabletine yeniden gömülmüştü. Annesi, dikiz aynasından Emrah’a bakınca gözündeki yaşın kuramadığını fark etti.  O an bebekliği geldi aklına. Ateşlenmesi, gazı nedeniyle ağlamaları ama bu ağlaması onlar gibi değildi. Annenin içine bir acı oturdu, tam geçmişe dalmıştı ki eşinin ‘’geldiiiik!’’ demesiyle irkildi. Geç de olsa gidecekleri yere ulaşmışlardı. Her zamanki gibi Emrah tabletine öyle dalmıştı ki babasının; ‘’Hadi geldik...

Erteleme Şimdi Yap

Erteleme Şimdi Yap Gün çoktan aydınlanmış ortalık hareketlenmişti. Kuşlar sabah konserlerini vermeye başlamışlardı. Görünmüyorlardı ama koro halinde ötüşüyorlardı. “Yine geciktim” diye söylendi Gonca “şu alarmı ertelemesem olmaz mı acaba?” “Azıcık daha uyusam” diye alarmı erteler sonra da apar topar kalkardı.  Yetişebileceğim işleri yetiştiremiyorum. Ne zaman şöyle bir "oh be yetiştim" diyeceğim acaba? "Yine geldiler beni bekliyorlar. Neden bekleten taraftayım?"  diye söylendi, alelacele çıktı evden. Bu günlerde bunları düşünürken buluyordu kendini. Öyle böyle servise yetişti, bazen kaçırdığı da oluyordu.  Ertele-me... Bu defa beş dakika daha erken geldi. İşleri dünden bugüne sarkmıştı, önceki günden de düne sarkan işler vardı. Zaten iyice alışmıştı geciktirmeye ve her defasında sarkan işleri daha fazla oluyordu. Buna bir çözüm bulmalı, nasıl yapabilirim? Diye düşündü. “Bu işler iyice birikti yardım alsam da yine birikiyor.” Dedi kendi kendine. Gonca, neyi doğru yap...