Ana içeriğe atla

Mutlu Bir Evlilik İçin

Mutlu Bir Evlilik İçin

Gecesi tartışma olan sabahın tadı hiç olmuyordu. Kübra da sabaha tatsız uyandı. Dün gece eşiyle tartışmıştı. Canı yandı, aklına gelince gözleri buğulandı. Bir iki damla yaş yastığa süzüldü. Sağdan sola döndüğünde eşinin yerinin boş olduğu gördü. Tartışırken eşi; "birbirimizi üzmeyelim" deyip salona geçmişti. Herhalde orada uyudu diye düşündü. Yatağın içinde uzun süre durdu. Nasıl bu hale geldik diye kendine sordu.  

İhtiyaç Görmek

Ev-li-lik mi? Evlilik mi?

Kübra’nın ailesinin çok güzel bir evliliği vardı. Anne ve babası mutlu bir evlilik sürmüşlerdi. Onları hiç ayrı uyurken görmemişti. Ayrı yatmak şöyle dursun birbirlerine seslerinin yükseldiğini bile duymamıştı. Hatta laf aramızda sarılmadan uyumazlardı. Nadiren anne babasının arasında problemler olurdu. Onların evliliği, kendi evliliğine çok uzaktı. Yaşadıkları problemleri hiç bu seviyeye getirmezlerdi. Anne babası birbirlerinin kaşından, gözünden ne istediklerini anlardı. Çoğu zaman konuşmaya gerek duymazlardı. Birbirlerinin neyden ve ne kadar rahatsız olduklarını bilirlerdi ve o noktalara dikkat ederlerdi. Uyum sağlarlardı fakat bu her zaman kolay olmazdı. Annesinin Kübra'ya hep dediği bir söz vardı: "Geçinmeye gönlün olacak yavrum…"

Bu düşüncelerle kalkıp duş aldı, camları açtı. Kendine kocaman bir bardak su koydu. Suyunu yudumlarken camın önündeki koltuğa oturup derin derin nefes aldı. Duyguları biraz daha pasifleşmiş bilinci biraz daha açılmıştı. 

Zihninin bir köşesinde Emre’yi hala suçluyordu. Birden aklına gittiği seminerdeki bir bölüm geldi. "İnsanın ilişkisi, karşıdaki kişinin ihtiyacını gördüğü kadar güçlüdür.

Benim ihtiyaçlarım, benim isteklerim, benim hayallerim, benim yorgunluklarım, benim ailem, benim zevklerim… İnsan, kendi ihtiyacına odaklanıp karşısındakinin ihtiyaçlarını unutabiliyordu. Böyle evlilik ne kadar iyi olabilirdi? 

İhtiyaç Görmek

İhtiyaç Görmek…

Kübra tüm gün düşündü durdu…

  • İhtiyaç nasıl görülür?
  • Hep ben mi ihtiyaç göreceğim? 
  • Peki benim ihtiyaçlarım ne olacak?
  • Bu evlilik nereye gidiyor?
  • Evliliğimiz nasıl kurtarılabilir? 

Bir taraftan eşiyle konuşup sorunları çözmek istiyordu. Diğer taraftan bunun çözüm olmayacağını biliyordu... 

O günün akşamında Emre işten çok yorgun geldi. Birkaç lokma atıştırıp bilgisayar başına geçti. Yıl sonu olduğu için tamamlaması gereken işleri vardı. Kübra ise için için kıvranıyor, konuşmak istiyordu. Ancak ne zaman Emre’nin başı kalabalıkken konuşmaya çalışsa daha büyük kavgayla sonlanıyordu. 

"Bir dur kızım Kübra, bir dur. Ne demişti hocam; ihtiyaç görmek. Tamam, Emre'nin ihtiyaçlarına odaklanacağım. Emre bir krizin içindeyken belki de şu an susmak ihtiyaç görmektir." dedi kendi kendine. Bir süre onu kendi haline bıraktı. Sonra düşünmeye devam etti… 

"Peki başka neler olabilir? Nasıl ihtiyaç karşılanır?"

Emre Türk Kahvesini çok severdi. Ancak Kübra hiç sevmezdi ve sevmediği için pişirmezdi. Emre ara ara şakayla karışık bunu dillendirirdi. "Evlendik yıllar oldu, elinden de Türk kahvesi içemedik." Sitem ederkenki sesi kulağında canlanmıştı sanki. 

Kübra hemen ayağa kalkıp mutfağa geçti. Yaptığı kahveyi Emre'nin masasına usulca bırakıp uzaklaştı. Çalışmasını bölmedi, hadi konuşalım demedi. Emre, bu kahvenin anlamını biliyordu. "Geçinmeye gönlüm var demekti." Uzatılan bir zeytin dalı, sıcak havada yüzünü okşayan bir rüzgar... Yüzünde tebessüm belirdi, kahvesini içti. Kübra’nın yanına gidip kafasına bir öpücük kondurup tekrar masasına geçti. O da kendince geçinmeye gönlüm var diyordu. 

Çözüm basittir ancak insan ben dedikçe kısır döngüden çıkamaz. Ne zaman ki karşısındakinin ihtiyaçlarına odaklanır, o yönde davranış değişikliği oluşturursa bir süre sonra ilişkisi daha güçlü hale gelir. Evlilik sadece temizlik, yemek yapmak, para kazanmak mıdır? Peki ya başka ihtiyaçlar yok mu? Sevmek, saygı duymak, yeri geldiğinde susmak, sabretmek ve onun ihtiyacını giderecek şeyi bilmek. Bazen bir Türk kahvesiyle de ihtiyaç görülebiliyormuş :)

Peki başka nasıl ihtiyaç karşılanır, yorumlarda buluşalım mı? :)

 ***

İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak. 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi de insanın amacını amaç edinmiştir. "Kim Kimdir""İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur. 

"Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır."

***


Yorumlar

Nağme dedi ki…
Bazen bir gülüş, bazen anlayış, bazen biliş bazen bilmeyiş, bazen konuşmadan sarılıveriş...
~Creamİce~ dedi ki…
Birinin nasıl olduğunu merak etmesi, dinlemesi, ben de senin için buradayım demesi bile ihtiyaç gidermek... ‘’Tek başına değilim; birileri için bir anlamım var’’ı hissetmek...
Adsız dedi ki…
İnsanoğlu ben derken, sen demeyi biz demeyi kaybetti. Çok basit olanı unuttu gitti.
Belki bir tebessüm, belki sırta dokunan bir el, belkide hosgeldin denek kadar basitti.
Yüreğinize sağlık.
Adsız dedi ki…
Ne zaman ki insan karşısındaki kişinin ihtiyaçlarını görür ve odaklanırsa işte o zaman ilişkisi güçlenir(Ertuğrul Alakaş)
Adsız dedi ki…
Kendine konsantreysen seni de öyleleri buluyor. Bencil , kendini ön plsnda tutan.. ihtiyaç giderdikçe karşımızda kinin de ihtiyaç gidermesine vesile oluruz umarım saolun
Ebru Karaoğlan dedi ki…
Bazen ben anlattım da bana yazılıyor bu yazılar diye düşünüyorum 😚 evet bugün de ihtiyaç görmeye odakladığınız için teşekkür ederim 💐
Funda B. dedi ki…
İhtiyaç görebilmek, ben olmaktan çıkabilmek... Hani hep annemizin bizim için birşeyler yapmasını beklemenin ötesinde bizim de onun ihtiyacını giderebilmemizi hatırlayabilmek gibi, ilişkiyi tek taraflı olmaktan çıkarabilmek gibi... Çok basit gibi görünen çok ince bir konu...
Emn dedi ki…
İhtiyaç gidermek, sanırım bize zor gelen ve çok da anlamlı bulmadığımız halde karşımızdaki ona değer verdiği için yapmaya çalışmak sanki, Özellikle ikili konuşmalarda söylediği şey değil, anlatamadığı ihtiyacını bulup ortaya çıkarmak. günlük sıradan anlattığı şikayetleri değil de sadece onu düşünerek yaptığın küçücük bir jest onun ihtiyacı olabiliyor ya da öngöremediği bir zararı engelliyor olmak.
C.M dedi ki…
Çok yanıldığımız bir konuya değinmişsiniz. Kaleminize kuvvet :)
Adsız dedi ki…
Hakikaten karşı tarafın başı kalabalıkken bazen susmak ihtiyaç karşılamaktır
Ö. dedi ki…
Bazen diyette olan birine şekersiz kek yapmak ihtiyaç karşılamaktır :))
NK dedi ki…
Ellerinize sağlık, çok güzel bir yazı
Adsız dedi ki…
Hastalanacağını fark ettiğinde bal zencefil limon karışımını termosuna koymak :)
Adsız dedi ki…
Elinize sağlık 🌸
Adsız dedi ki…
Okurken içimi ısıttı bu söz; geçinmeye gönlün olacak yavrummm..
Yeter ki insanın niyeti iyi yönde olsun. Muhakkak ihtiyacına yönelik bir strateji çıkıveriyor karşısına... ihtiyaç görenin ihtiyacı görülüŕ.
Adsız dedi ki…
Sinirliyken konuşmayıp sakinleşince olayın iç yüzünü anlatmak :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Haftada İki Saat Spor İşe Yarar Mı?

Haftada İki Saat Spor İşe Yarar Mı? “ Egzersiz hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye bir soru sorsak, sizce cevaplar nasıl olurdu? Çoğunluk, egzersizin faydalarından bahseder, yapılması gerektiğini savunur. Yani “Neden yapmalıyız?” diye sorduğumuzda, çoğu kişi bunun iyi bir şey olduğunda hemfikirdir. Ama işin aslına bakarsak, bu söylemler çoğunlukla teoride kalır. Egzersizle gerçekten ilgilenenlerin sayısı oldukça azdır. Bu kadar iyi bir şeyse yaşam rutinimizde egzersize pay ayırmıyor olmamız garip değil mi? Alışveriş, yemek, eğlence gibi, sonunda keyif alacağımız bir şey söz konusu olduğunda, zaman ayırmakta zorlanmayız. Yol gitmek, efor sarf etmek gözümüze batmaz. Ama konu sağlığımız için harekete geçmek olunca, aynı hevesi gösteriyor muyuz? "Zamanım yok... Çok yoğunum... Yorgun hissediyorum... Bütçem yok... Yürüyecek yer yok... Düzgün salon yok... Hem zaten haftada iki saat egzersiz ne işe yarar ki?" Yapmak istemediğimiz bir şey için bahane üretmek hiç zor değil.  Uyku saatler...

Erteleme Şimdi Yap

Erteleme Şimdi Yap Gün çoktan aydınlanmış ortalık hareketlenmişti. Kuşlar sabah konserlerini vermeye başlamışlardı. Görünmüyorlardı ama koro halinde ötüşüyorlardı. “Yine geciktim” diye söylendi Gonca “şu alarmı ertelemesem olmaz mı acaba?” “Azıcık daha uyusam” diye alarmı erteler sonra da apar topar kalkardı.  Yetişebileceğim işleri yetiştiremiyorum. Ne zaman şöyle bir "oh be yetiştim" diyeceğim acaba? "Yine geldiler beni bekliyorlar. Neden bekleten taraftayım?"  diye söylendi, alelacele çıktı evden. Bu günlerde bunları düşünürken buluyordu kendini. Öyle böyle servise yetişti, bazen kaçırdığı da oluyordu.  Ertele-me... Bu defa beş dakika daha erken geldi. İşleri dünden bugüne sarkmıştı, önceki günden de düne sarkan işler vardı. Zaten iyice alışmıştı geciktirmeye ve her defasında sarkan işleri daha fazla oluyordu. Buna bir çözüm bulmalı, nasıl yapabilirim? Diye düşündü. “Bu işler iyice birikti yardım alsam da yine birikiyor.” Dedi kendi kendine. Gonca, neyi doğru yap...

Ben ve Kendim

Ben ve Kendim Sahilden geçen çocukların kahkahaları böldü dalıp gittiği yerden. Oysa ki biraz ferahlarım diye gelmişti her zaman geldiği bu sahile.  Hep aynı bankta oturur, aynı yerden simit alırdı. Bazen balıkları besler, bazen kuşları arada kendi ağzına birkaç lokma atardı. Zayıf bedenine bakan herkes onun çok da yemeğe düşkün olmadığı anlardı.  Evde hemen çıkınca boğazın o güzel manzarası belirirdi. Taş döşeli yokuşu inerken gördüğü manzaranın tadını çıkarırdı. Tüm arkadaşları; “Ya Buse ne şanslı kadınsın. Bu manzara insanın ömrüne değer diyorlardı.” Tabi hiç o yokuş çıkışını düşünmeden. Hayat gibi. Dalıp gitmesine sebep olan fotoğrafa bakıyordu şimdi. Hala o mutlu günlerden kalan fotoğrafı silememişti telefonun ekranından. Oysa ayrılalı neredeyse bir sene olacaktı. İş yerindeki arkadaşları "Öğrenemedin bir türlü. Adam seni boşadı gitti. Bir de evlendi sen hala resmini mi taşıyorsun.  Onca yıllık kocanı tanıyamamışsın işte." Neyi öğrenememişti Buse? Öğrenme nasıl olurd...