Ana içeriğe atla

Geçip Giderken

Geçip Giderken

Her başlangıcın bir sonu olduğunu bildiğimiz,

Her doğanın öldüğünü gördüğümüz,

Her gelişin bir gidişi olduğuna şahit olduğumuz…

Bu hayatta;

Nereye koşuşturuyoruz,

Kime, neye kızıyoruz,

Neyden şikayet ediyoruz?

Peki geçip giderken hayat,

İrdeleyen…

Öğrenen…

Şükreden olsak…?

Zaman

***

İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir. Mutlu başarılı olmak ve iyi ilişkiler kurmak. 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi de insanın amacını amaç edinmiştir. "Kim Kimdir", "İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" programlarında sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur. 

"Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır."

***

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Çözüm zahmetli, Hele de insan kendinden başlayacaksa daha da zor. Oysa şikâyet ne kolay. Beklentisi başkalarından olan insan hep o değişsin, birileri bu problemi benim yerime çözsün diye kolaya kaçtıkça problemleri büyüyor ve daha da çok şikâyet ederek Çözüm marifetini de hadım ettiğinin farkına varmıyor. Ne güzel bir hatırlatma olmuş. Şikayeti azaltalım ki Çözüm marifetimiz artsın.
Mony dedi ki…
Yazılarınız ne kadar basit şeyleri anlatıyor gibi ama bu basit görünen şeyler hayatımızı yönlendiriyor aslında ve basit diye küçümsediğimiz için de hemen unutuveriyoruz. Ara ara yaptığınız bu kütlettik hatırlatmalar işin teşekkürler💗
Ayşe N. dedi ki…
İrdeleyen, öğrenen, şükreden olabilmek ümidiyle, emeğinize sağlık...
Adsız dedi ki…
Peki biz herşeyin geçici olduğunu biliyormuyuz..
Öznur dedi ki…
Yani öylesine rastgele yaşamasak, yaşamımızın hakkını verebilmek için bir sursak ve düşünsek...
Nağme dedi ki…
Mükemmel olarak sunulan bir sahnede o güzellikleri görebilenlerden olmak ne büyük bir konfor.... Telaşsız, sakin ve huzurlu...
Adsız dedi ki…
Kime neye kızıyoruz kime şikayet ediyoruz?Üzerine çok düşünülesi..
Adsız dedi ki…
Şükür etmek, teşekkür etmek, verilen nimetlerin güzelliklerini anlamamıza vesile olur. çok güzel
Adsız dedi ki…
Hayat ne kadar hızlı alıp gidiyor. 24-32 arası bende jet hızıyla geçti mesela. Ama hayır yolunda çok şükür 💜

Bu blogdaki popüler yayınlar

Olduğun Yerde Olmak

Olduğun Yerde Olmak Güneşin ilk aydınlığı, apartmanın en üst katından görünmeye başlamıştı. Yükseldikçe alt katlara doğru sanki ışıklarıyla göz kırpıyordu. 3.üncü katın bu kadar ışıl ışıl olmasına rağmen en üst katta yaşayan Nursel, alarmı ertelemekte ve yataktan kalkmamakta ısrar ediyordu.  Nihayet son alarmda uyanmayı başarmıştı. “ Yine mi yaaa “ diyerek kalktı ilk yaptığı şey akşamdan kapattığı telefonun internetini açmak oldu. Bildirimler arka arkaya düşmeye başladı. Nursel aceleyle buzdolabından kahvaltılıkları çıkarırken bir yandan da çocuklara sesleniyordu: ‘’Hadi artık geç kalacağız. Bir yandan da göz ucuyla sosyal medya haberlerine bakıyordu; Bak bak şu fenomene paraları saçıyordu, meğer nerelerden kazanıyormuş paraları, aman banane! Banu’lar tatile nereye gitmiş öyle, yaramaz çocuklarla nasıl geziyor anlamıyorum yapan yapıyor! Zeynep’in kocası evlilik yıl dönümünde ne almış öyle, aman gösteriş yapsın habire..." Nursel’e göre çocukları çok mızmızdı. “Yine yememişsiniz ney...

Yeter Artık

Yeter Artık Güneş, turuncu ve pembenin en güzel tonlarıyla yavaş yavaş batıyordu. Aytaç ailesi, akşam yemeğine davetlilerdi. Yola çıkacakları saat geçmesine rağmen küçük oğulları Emrah’ı ikna edemiyorlardı. Elindeki tableti bırakmamak için yine çığlık çığlığa ağlamıştı. Aile çaresizce artık bir uzvu haline gelen tableti elindeyken üzerini giydirmeye çalıştı, bir yandan da sakinleşmesi için uğraştılar. Sonunda üzerini giydirmeyi başardılar ama epeyce geç kalmışlardı. Yaklaşık bir saatlik çaba sonunda arabaya binebilmişlerdi. Emrah arka koltuğa yerleşir yerleşmez tabletine yeniden gömülmüştü. Annesi, dikiz aynasından Emrah’a bakınca gözündeki yaşın kuramadığını fark etti.  O an bebekliği geldi aklına. Ateşlenmesi, gazı nedeniyle ağlamaları ama bu ağlaması onlar gibi değildi. Annenin içine bir acı oturdu, tam geçmişe dalmıştı ki eşinin ‘’geldiiiik!’’ demesiyle irkildi. Geç de olsa gidecekleri yere ulaşmışlardı. Her zamanki gibi Emrah tabletine öyle dalmıştı ki babasının; ‘’Hadi geldik...

Erteleme Şimdi Yap

Erteleme Şimdi Yap Gün çoktan aydınlanmış ortalık hareketlenmişti. Kuşlar sabah konserlerini vermeye başlamışlardı. Görünmüyorlardı ama koro halinde ötüşüyorlardı. “Yine geciktim” diye söylendi Gonca “şu alarmı ertelemesem olmaz mı acaba?” “Azıcık daha uyusam” diye alarmı erteler sonra da apar topar kalkardı.  Yetişebileceğim işleri yetiştiremiyorum. Ne zaman şöyle bir "oh be yetiştim" diyeceğim acaba? "Yine geldiler beni bekliyorlar. Neden bekleten taraftayım?"  diye söylendi, alelacele çıktı evden. Bu günlerde bunları düşünürken buluyordu kendini. Öyle böyle servise yetişti, bazen kaçırdığı da oluyordu.  Ertele-me... Bu defa beş dakika daha erken geldi. İşleri dünden bugüne sarkmıştı, önceki günden de düne sarkan işler vardı. Zaten iyice alışmıştı geciktirmeye ve her defasında sarkan işleri daha fazla oluyordu. Buna bir çözüm bulmalı, nasıl yapabilirim? Diye düşündü. “Bu işler iyice birikti yardım alsam da yine birikiyor.” Dedi kendi kendine. Gonca, neyi doğru yap...